Karabük'ün TBMM'deki temsil gücü olan milletvekili sayısı 3'den 2'ye neden düştü. Sorunlar neler ve çözüm önerileri neler olabilir?
Karabük’ün milletvekili sayısı, 2014 yılında olduğu gibi, içinde bulunduğumuz 2026 yılında da üçten ikiye düştü.
Peki, yeniden üçe çıkabilir mi?
Asıl üzerinde durmamız gereken soru bu.
Ancak cevabı yalnızca nüfus kayıtlarında ararsak, Karabük’ün karşı karşıya olduğu sorunun büyüklüğünü gözden kaçırırız.
Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçları doğrultusunda, Yüksek Seçim Kurulu da 600 milletvekilinin illere dağılımını yeniden belirliyor.
Dolayısıyla bir ilin çıkaracağı milletvekili sayısında, kendi nüfusu kadar diğer illerin nüfusundaki değişim de etkili oluyor.
Karabük’ün yaşadığı kaybı da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.
Yılın başında milletvekili sayımız üçten ikiye düşünce, kamuoyunda sorunun kolayca çözülebileceği yönünde bir yaklaşım hakimdi.
“ 1300–1400 kişilik bir eksik var. Bu eksik giderildiğinde yeniden üç milletvekili çıkarırız.”
Aradan yaklaşık on ay geçti.
Şimdi ise diğer illerin nüfuslarıyla yapılan karşılaştırmalarda, ihtiyaç duyulan ilave nüfusun 10 bine ulaştığını görüyoruz.
Bu hesaplamalar bize ne söylüyor?
Karabük’ün nüfus artışı, TBMM’de temsil gücünü korumasına yetecek düzeye ulaşamıyor.
Biz küçük bir açığı kapatmayı konuşurken, diğer illerle aramızdaki mesafenin büyümesi ihtimaliyle karşı karşıyayız.
GİDEN İNSANIMIZI NEDEN TUTAMIYORUZ?
Karabük ve ilçelerinde yıllardır dışarıya göçü önleyecek, hatta tersine çevirecek projeleri konuşuyoruz.
Fakat bugün geldiğimiz noktada, bu beklentiyi karşılayacak sonuçları hala göremiyoruz.
En başta gençlerimizin bu şehirden ayrılmasını önleyemiyoruz.
KARDEMİR gibi büyük bir sanayi kuruluşuna sahibiz.
Buna rağmen onun etrafında gelişmesini beklediğimiz, farklı alanlarda üretim yapan küçük ve orta ölçekli fabrikalardan oluşan güçlü bir yan sanayi yapısını yeterince oluşturamadık.
Yeni üretim alanları açılmasını beklerken, haddehane sayısındaki azalmayı konuşur hale geldik.
Eskipazar’da göçü tersine çevirecek en büyük umut olarak görülen Organize Sanayi Bölgesi ağır ilerliyor.
Hayalini kurduğumuz üç bin, beş bin kişilik istihdam imkanları henüz doğmadı.
Aynı ilçede Hadrianapolis Antik Kenti’nin turizme kazandırılması için yürütülen çalışmaların, ilçe ekonomisine ve istihdama beklenen ölçüde yansımasını bekliyoruz.
Eskipazar’da kaplıca turizminin geliştirilip geliştirilemeyeceği ise neden kapsamlı biçimde ele alınmıyor?
Eflani’de hayvancılığı güçlendirecek teşvikler konusunda ne kadar yol alabildik?
Yenice’de orman ve orman ürünlerine dayalı bir Organize Sanayi Bölgesi düşüncesini hala somut bir yatırıma dönüştüremedik?
En küçük ilçemiz Ovacık, yıllardır verdiği göçle nüfus ve ekonomik canlılık bakımından inebileceği en dip noktaya indi.
İlçenin geleceğini değiştirecek hangi adımı ortaya koyabildik?
Safranbolu, büyük ölçüde kendi dinamikleriyle ayakta kalıyor.
Peki, mevcut birikimin üzerine yeni bir şey koymadan bunu ne kadar sürdürebilir?
Karabük Merkez ise bir çanağın içine sıkışmış haliyle, kentleşme sorunlarını aşmaya çalışıyor.
Hangi ilçeye baksak, değerlendirmeyi bekleyen bir potansiyel ve yıllardır çözüm arayan sorunlar görüyoruz.
Böyle bir tabloda nüfusumuzun artmasını, gençlerimizin burada kalmasını ve milletvekili sayımızın kendiliğinden yeniden üçe çıkmasını nasıl bekleyebiliriz?
ARADAKİ FARK DAHA DA AÇILABİLİR
Bugünkü görünüm, üçüncü milletvekilini geri kazanmanın giderek zorlaştığını düşündürüyor.
Dün 1400 kişilik bir eksikten söz edilirken bugün 10 bin kişilik bir ihtiyaç konuşuluyorsa, yarın bu farkın daha da büyümeyeceğini kim söyleyebilir?
Bu gidişat değişmezse, birkaç yıl sonra üçüncü milletvekilini çıkarabilmek için 20–25 bin kişilik ilave nüfusu konuşmak zorunda kalmamız kimseyi şaşırtmasın.
Çünkü insanımız bu şehirden parça parça kopup gidiyor.
Daha fazla iş imkanı, daha iyi yaşam koşulları, kendisi ve ailesi için daha güçlü bir gelecek arıyor.
Aradığını burada bulamadığında başka şehirlere yöneliyor.
Bursa’nın nüfusunu bir yılda yaklaşık 40 bin artırdığı konuşulurken, biz nüfusumuzu nasıl koruyacağımızı tartışmamız bile üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo.
Yakın çevremizdeki örnekler de önümüzde duruyor.
Kastamonu’nun milletvekili sayısı 2018’de dörtten üçe, Çankırı’nınki ise üçten ikiye düştü. Her iki il de kaybettiği birer milletvekilini bir daha geri kazanamadı.
Bu örnekler, kaybedilen temsil gücünü yeniden elde etmenin sanıldığı kadar kolay olmadığını gösteriyor.
YEREL ÇABALAR YETERLİ OLACAK MI?
Karabük’ün milletvekili sayısını yeniden üçe çıkarmak için bazı çalışmalar yapılıyor.
Muhtarlar üzerinden yürütülen girişimler var.
Üniversite öğrencilerinin ikametlerini Karabük’e taşımaları için bir çalışma yapılıyor.
İstanbul ve Ankara’daki Karabüklüler derneklerinin bu sürece nasıl katkı sunabileceği konuşuluyor.
Bunların her biri değerlidir.
Ancak bu girişimler, tek başına kalıcı bir nüfus politikası oluşturmaz.
İnsanların ikametini buraya taşımasını istemek kadar, burada yaşamalarını sağlayacak şartları oluşturmak da gerekiyor.
İş, üretim, gelir ve yaşam kalitesi konusunda ilerleme sağlayamadığımız sürece, bugün kapattığımız açığın yarın yeniden karşımıza çıkması kaçınılmaz olacaktır.
ÇERKEŞ VEYA ARAÇ SEÇENEĞİ TARTIŞILMALI
Bütün bunların yanında, daha kalıcı sonuç doğurabilecek bir önerinin de tartışılması gerektiğini düşünüyorum.
Çankırı’nın Çerkeş ilçesi veya Kastamonu’nun Araç ilçesinin Karabük’e bağlanması…
Her iki ilçenin de Karabük’le coğrafi yakınlığı ve günlük hayat içinde gelişen ilişkileri var.
Karabük’e yönelik aidiyet duygusunun ve ekonomik bağların ne ölçüde güçlü olduğu da bu çerçevede değerlendirilebilir.
Elbette böyle bir değişiklik, yalnızca bizim istememizle gerçekleşmez.
İlçe halkının iradesi, ilgili kurumların değerlendirmeleri ve gerekli yasal süreçler belirleyici olacaktır.
Her iki ilçe halkının görüşlerinin referandum yoluyla alınması önerisi de bu tartışmanın bir parçası olabilir.
Yaklaşık 17–18 binlik nüfuslarıyla gündeme gelen bu ilçelerden birinin Karabük’e bağlanması, nüfus ve temsil gücü bakımından önemli bir değişim yaratabilir.
Ancak bu öneriyi de yalnızca milletvekili hesabına indirgememek gerekir.
Böyle bir birlikteliğin ulaşım, kamu hizmetleri, ticaret ve bölgesel kalkınma açısından her iki tarafa neler kazandıracağı ortaya konulmalıdır.
Ben, bu seçeneğin ciddi biçimde ele alınması gerektiğine inanıyorum.
ÜÇÜNCÜ MİLLETVEKİLİNİN YOLU KARABÜK’ÜN GELECEĞİNDEN GEÇİYOR
Karabük’ün yeniden üç milletvekiliyle temsil edilmesini elbette isteriz.
Fakat bunun için nüfus kaybına yol açan nedenlerle yüzleşmek zorundayız.
Gençlerimize burada bir gelecek sunabiliyor muyuz?
İlçelerimizin potansiyelini üretime ve istihdama dönüştürebiliyor muyuz?
Yatırım bekleyen projeleri zamanında hayata geçirebiliyor muyuz?
Bu sorulara güçlü cevaplar veremediğimiz sürece, üçüncü milletvekilini geri kazanmak da giderek zorlaşacaktır.
Kaygımızda bu olmalıdır.
Karabük insanını kaybettikçe, geleceğini kurmakta zorlanıyor.
Geleceğini kurmakta zorlandıkça, daha fazla insanını kaybediyor.
Bu döngüyü kıracak adımları atamazsak, yeniden üç milletvekiline sahip olmak, ne yazık ki her geçen gün biraz daha uzak bir hayale dönüşecek.
