Kalabalıklar içinde yalnızlaşan insanların hikâyesi…

Son zamanlarda dikkat çeken bir şey var…

Haberlerde, sosyal medyada, çevremizde…

İntihar olayları artık daha sık karşımıza çıkıyor.

Karabük gibi küçük bir şehirde ise 1 ay içerisinde 2 haneye bu ateş düştü.

Ama bu haberlerin her biri aslında bir “olay” değil, bir insan.

21 yaşında bir üniversite öğrencisi genç bir kadın…

Hayatının belki de en hareketli, en umut dolu olması gereken döneminde…

Bir sabah ya da bir akşam, kimseye tam olarak anlatamadığı bir yükle baş başa kaldı.

Ve sonunda, o yükü tek başına taşımaya çalışırken, kimsenin geri döndüremeyeceği bir karar verdi.

28 yaşında bir asker…

Belki disiplinli, belki güçlü görünmek zorunda olan biri…

Belki herkesin “sağlam durur” dediği, dertlerini içine atan bir insan…

Ama o da bir noktada yoruldu.

Ve kimse onun ne kadar zorlandığını gerçekten fark etmedi.

Ve daha niceleri…

İsimlerini bilmediğimiz, yüzlerini tanımadığımız insanlar…

Fakat ortak bir noktaları var,

Çoğu için “hiç belli etmiyordu” deniyor.

Bu insanların her biri aslında bir şeylerle mücadele ediyordu.

Genç bir öğrenci…

Belki kira derdiyle, okul masraflarıyla, gelecek kaygısıyla boğuşuyordu.

Belki ailesine yük olmamak için susuyordu.

Belki de “başaramazsam ne olur?” sorusu her gün biraz daha ağırlaşıyordu.

Genç bir çalışan ya da asker…

Belki sorumlulukların altında eziliyordu.

Belki güçlü görünmek zorunda olduğu için kırıldığını kimseye gösteremiyordu.

Dışarıdan bakıldığında hayat devam ediyordu.

Ama içeride biriken şeyler, sessizce büyüyordu.

Peki, gerçekten ne oluyor?

Belki de insanlar artık daha yalnız.

Kalabalıkların içinde ama kimseye tam olarak “iyi değilim” diyemeyecek kadar uzak…

Belki de herkes güçlü görünmeye o kadar alıştı ki, kırıldığını saklamayı öğrendi.

Ekonomik zorluklar, gelecek kaygısı, aile içi problemler, tükenmişlik…

Hepsi birikir, birikir ve bazen insanın içinden çıkamayacağı bir noktaya dönüşür.

“Abartıyorsun” denmesinden korkuyor.

“Geçer” diye geçiştirilmekten yorulmuş oluyor.

Oysa bazen bir insanın ihtiyacı olan tek şey:

Gerçekten dinlenmek.

Yargılanmadan, küçümsenmeden, “anlat” denmesi…

Belki de artık şunu sormayı öğrenmeliyiz:

“İyi misin?” değil…

“Gerçekten iyi misin?”

Ve cevabı duyabilecek kadar da hazır olmalıyız.

Unutmayalım,

Bazı insanlar yardım istemez…

Ama fark edilmek ister.

Sizce insanlar kendilerini neden bu kadar yalnız hissediyor?

Ve biz birbirimizi dinlemeyi ne zaman unuttuk?