Yeni Parti Karabük İl Kongresi’nde Elif Köse’nin isminin 72 delege tarafından çizildiği iddiası, parti içi birlik ve Karabük’ün siyasi geleceği açısından ne anlatıyor?

Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse hafta sonu Fas’taydı. Dünya Miras Şehirleri toplantısında, 1994'ten beri UNESCO listesinde yer alan Safranbolu’yu temsil ediyordu.

Partidaşları ise burada Yeni Parti Karabük İl Kongresi’ni yapıyordu.

Kongrede 220 delege oy kullandı. İddiaya göre bunların 72'si, üst kurul delege listesinde Elif Köse’nin adını görünce kalemi çıkardı ve üzerini çizdi.
Aynı isim, aynı gün, hem de isim sahibi salonda yokken...

Buna tesadüf demek için insanın biraz fazla iyimser olması gerekiyor.

★★★

Hesap aslında basit.
220 oyda 72 çizik, neredeyse her üç delegeden biri demek.

Ama işin asıl dikkat çeken yanı başka: Çizilen isim rakip bir listede değildi. Yeni İl Başkanı Erdal Demir’in kendi listesindeydi.

Yani bir yanda kürsüden “birlik ve beraberlik” mesajları verilirken, öbür yanda aynı listenin üzerinde birileri kalem oynatıyordu.

Daha ilk gün...

★★★

Delegenin tercih hakkı tartışılmaz. Bir ismi çizmek de bu hakkın içindedir, kimse kimseye “şu ismi çizme” diyemez.

Ama kendini savunamayacak durumdaki birini, şehrini yurt dışında temsil ederken, sessiz sedasız 72 kez çizmek başka bir şeydir.

Bunun adı cesaret değil.

Ne olduğunu da okura bırakıyorum.

★★★

Peki çizenler kimi çizdiğini sanıyor?

Bir ismi mi..?

Bence o kalem, pazarda domatesin kilosuna bakıp poşetini yarım dolduran emeklinin umudunun üstünden geçti.
Kepengini akşama kadar açık tutabilmek için direnen esnafın hesabının, diploması çekmecede bekleyen gencin “acaba bu sefer?” sorusunun, çocuğunu yarı aç yarı tok okula gönderen asgari ücretlinin, maaş günü bir türlü getiremeyen emeklinin, sarı karta hazırlanan seçmenlerin üstünden geçti.

Onlar, Elif Köse’ye “bu sefer” diyen insanlardı.

Kongre salonunda alkış toplamak kolaydır. Delegeyle kucaklaşmak, çay ocağında hesap yapmak, onu bunu çekiştirmek, zarfa pusula atmak da kolaydır.

Ama siyaset bundan ibaret değildir.

★★★

Elif Köse hangi mahalleye girse, etrafını saran insanların arasından güçlükle çıkabiliyor. Kadınlar sarılıyor, yaşlılar elini tutuyor, esnaf çay koyuyor, ikramlarda bulunuyor. Üstelik bunu yapanların önemli bir kısmı ona oy vermemiş, başka partilere gönül vermiş insanlar.

İşte bu güven, bu inanç satın alınmıyor, listeyle ise hiç verilmiyor. Sizin yaptığınız gibi de bir kalem darbesiyle silinmiyor.

O 72 delegeye bir önerim var:
Desteklediğiniz isimleri yanınıza alın ve AK Parti’nin en yüksek oy aldığı mahallelerden birine gidin.
Kapıları çalın.
Kaç kapının açıldığını, kaç evde çay demlenip size ikram edildiğini, kaçında perdenin aralanıp hemen geri kapandığını ve kapıların hiç açılmadığını kendiniz görün.

Sonra oturup bir kez daha düşünün.

★★★

Bir yıl önce, 16 Ekim 2025'te yazdığım “Evin Kadını mı, Sandığın Gücü mü?” başlıklı yazıda bu konuya değinmiştim. O gün de bir il kongresinin arifesiydi. Kim il başkanı olursa olsun, Karabük’te başarı istiyorsa Elif Köse’yi görmezden gelemeyeceğini, onu öne çıkarmak zorunda olduğunu, partiyi tek başına sırtlanıp üst seviyeye çıkarabileceğini söylemiştim.

Aradan bir yıl geçti.

Parti değişti.

Tabela değişti.

Rozetler değişti.

Ama görünen o ki kalemşörler ve ince hesapları değişmedi.

★★★

Yeni Parti’nin çatısı altına gelenler “Önce vatan, gerisi teferruat” diyerek geldi. Çocuklarının, torunlarının, bu ülkenin yarınını dert edindiler. Yarınların kurtuluşu için bir umut olsun istediler.

O zaman sormak gerekiyor:
Yarınlar önceyse, bu 72 çizik neyin nesi?
Kişisel hesaplar, hizip kavgaları, “bizim çocuklar, onların adamları” ayrımı teferruat değil de nedir?

Yarınları kurtarmaya niyetlenen, önce kendi listesine sahip çıkmalı.

Eski CHP’den gelip eski alışkanlıklarını da yanında getirenler varsa, açıkça söylemek gerekiyor:
Yeni bir evde eski kavgalar yapılmaz.
Çünkü yeni parti kurmak tabela asmak değildir.

Tabelayı herkes asar; asıl mesele zihniyeti değiştirebilmektir.

Zihniyet değişmiyorsa tabelanın hiçbir kıymeti yoktur.

★★★

Gelelim Erdal Demir’e.

Kürsüden birlik dedi, beraberlik dedi.

Güzel sözlerdi...

Şimdi o sözlerin arkasında durduğunu göstermesi gerekiyor.

Bu 72 çizik onun bilgisi dahilinde mi oldu, yoksa bilgisi dışında mı?

Kişisel hesapların ürünü mü, yoksa organize bir mesaj mı?

Bu soruları partililer soruyor, Yeni Parti umuduna sarılanlar soruyor;

Karabük soruyor...

Aradan günler geçti, ortada hala bir açıklama yok.

Sessizlik de bir cevaptır elbette.

Ama iyi bir cevap değildir.

★★★

Yeni Parti umuduna sarılmış vatandaşın derdi şartlara ve koşullara ayak uyduramayan delegenin kalemi değil. Dertleri, o kalemin yarın bir kavgaya, o kavganın da seçmenin zihninde büyük bir soru işaretine dönüşmesi kaygısı.

Çünkü parti içi kavgaların faturası genel merkeze ya da il başkanına kesilmez. Şehirdeki vatandaşa, o partiye umut bağlamışlara kesilir.

Siz Elif Köse’nin üzerini çizdiğinizi sanıyorsunuz...

Peki ya o çizdiğiniz;

Karabük’ün değişim umuduysa..?