KBÜ’nde Sosyalfest markasının şahıs adına tescili tartışmasına şimdi de "kendi kendini teyit" garabeti eklendi. Markanın tapusu kimde, faturası kime?

Kendi Çalıyor Kendi Oynuyor

Üniversite dediğin bilim yuvasıdır. Liyakat merkezidir. Gelecek inşa eder. Gençlerin zihnini aydınlatır, memleketin ufkunu açar.

Karabük'te ise üniversite, bildiğin "patent ofisi"ne dönüştü.

Hem de ne patent!

Normal şartlarda bir rektörden ne beklersiniz?
Akademik başarı sıralamalarında yükselmek, laboratuvar sayısını artırmak, kütüphaneyi zenginleştirmek...
Ama Karabük’te işler biraz "farklı" yürüyor. Orada bilimden ziyade "festival" konuşuluyor.

Sosyalfest yapılıyor. Sağlıkfest düzenleniyor. İlahiyatfest deniliyor. Kamu kaynağı sonuna kadar kullanılıyor. Devletin memuru, personeli gece gündüz bu iş için seferber ediliyor. Bütçe desen, zaten aslan payı üniversitenin kaynaklarından gidiyor.

Yetmiyor...
Karabük esnafından para toplanıyor.
Sanayicinin kapısı tek tek çalınıyor. "Aman efendim festival yapıyoruz, şehre değer katıyoruz, marka değerimizi yükseltiyoruz" denilerek destek alınıyor. Şehrin dinamikleri, sanayicisi "memleket kazansın" diye elini cebine atıyor.
Maddi, manevi destekler bu festivallere akıtılıyor.

★★★

Ama işin aslına bakıyorsun, karşında bambaşka bir tablo duruyor.
Marka tescili Fatih Kırışık’ın şahsına ait çıkıyor!

Yani tapu Fatih Kırışık'ta, fatura Karabük halkının sırtında.

Üniversite imkanlarıyla yaratılan değer, bir bakmışsın şahsi mülk oluvermiş.

Düşünebiliyor musunuz?
Devletin binası, devletin elektriği, devletin hocası ve Karabük esnafının sponsorluk parasıyla bir organizasyon markası yaratılıyor. İsim parlıyor, duyuluyor, bir değer haline geliyor.
Sonra gidiliyor Türk Patent ve Marka Kurumu’na, "Bu isim benim şahsi malımdır" diye tescil ettiriliyor.

Mesele ayyuka çıkıp mızrak çuvala sığmayınca hemen bir "kurtarma operasyonu" başlattılar. Bir video yayınladılar:

KBÜ Teyit.

Hani şu dünyada ve Türkiye'de meşhur olan bağımsız teyit platformlarına özenmişler. Güya halkı bilgilendirecekler, iddiaları çürütecekler.

Ama küçük bir sorun var.
Davul Fatih Kırışık’ta. Tokmak Fatih Kırışık’ta.
Kamerayı kuran Rektör Kırışık, senaryoyu yazan Rektör Kırışık, soruyu soran Rektör Kırışık.
Ve tabii ki o soruya "Her şey usulüne uygun, tertemiz" diyerek "Doğrudur" cevabını veren Karabük Üniversitesi!

Öylesine saçmaladılar ki, "kendi kendini teyit eden bir kurum" olarak dünya eğitim tarihine geçtiler.

Yetmedi mi Karabük Üniversitesinin imkanlarını kullandığınız?

Daha nereye kadar kullanacaksınız?

(Şimdi burada bir parantez açıp patent konusunda biraz bilgi vereyim:
- Patent alan kişi aldığı patent konusunun mülkiyet hakkına sahip olur.
- Patent başvurusu veya patent, başkasına devir edilebilir.
- Miras yolu ile intikal edebilir.
- Patent başvurusu veya patent rehin edilebilir.
- Patent, sahibine kullanma hakkını satma gibi yollarla para kazanma imkanı verir.
- Patent sahibi patende konu faaliyetin kendisinden izinsiz kullanılmasını önleme, durdurma ve engelleme hakkına sahip olabildiği gibi izinsiz kullanılması durumunda astronomik ücretler talep edebilir.
- Patent sahibi ölürse mahkemenin verdiği veraset belgesinde yer alan mirasçılar adına eşit şekilde pay edilir.
Kısacası patenti alan kişi patente konu faaliyetin tek sahibidir evin tapusuna sahip olmak gibi, arabanın ruhsat sahibi olmak gibi, arsanın sahibi olmak gibi...)

★★★

Bir de çıkmışlar, "patentler kurum adına değil kişi adına alınır. Yani kişi kurum adına kendi üzerine alır" diye iddialarda bulunmuşlar.

Hayır!

Patentler kişi adına da kurum adına da tescil edilip alınabilir.

Sözüm ona çocuk kandırıyorlar.

(Bakın, uzağa gitmeye gerek yok, alın size somut bir örnek: Şu anda bu satırları okuduğunuz Karabük Net Haber.
Bu kurumun isim ve logoları, zamanında Karabük Net Haber Basın Televizyon İnternet Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. adına tescil edildi. Kurucusu Ergün Başkaya’nın şahsı adına değil!
Sormak lazım; Ergün Başkaya markayı kendi üzerine tescil etmeyi bilmiyor muydu?
Elbette biliyordu.
Yapamaz mıydı?
Elbette yapardı. Ama yapmadı. Çünkü etik olan, markanın şahıslara değil kurumsal tüzel kişiliğe ait olmasıdır.
Yarın bir gün Karabük Net Haber'in çoğunluk hisselerini bir başkası aldığında, isim ve logo hakları da o şirketle birlikte devrolacak. İşte kurumsallık budur, hakkaniyet budur.)

Araştırın biraz ya.
Araştırın da örneklerini görün.

İzinsiz kullanılan patent haklarından kimler neler kazanmış diye...
Binlerce örneği var.

Hukuken kılıfına uydurmuş olabilirler ama yarın bir gün bu festivaller üzerinden lisans gelirleri doğsa, marka hakları iddia edilse, yasal süreçler işletilse fatura kime kesilecek?

Karabük Üniversitesine ve Karabük'e değil mi?

Peki, günün sonunda kim gelir sahibi olacak?

Elbette lisans sahibi yani markayı kendi üzerine tescilleyen şahıs değil mi?

Kamu imkanlarıyla markayı parlat, tescili cebe at, sonra gelir kapısı açılınca veya bir başkası rektör olarak atanınca "benim malım" de.

Hepsi kağıt üzerinde "kitabına uygun" görünüyor olabilir. Zaten bu memlekette ne zaman büyük bir etik skandalı olsa, hemen ardından "ama kanuna uygun" savunması gelir. Oysa bu durum, etik denilen o yüce kavramın yerle bir olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

★★★

Eğer gerçekten haklıysan, kendine bu kadar güveniyorsan neden kendi kendine teyit videosu çekip kendini aklamaya çalışıyorsun?
Gidersin bağımsız bir kuruma. Mesela Teyit.org gibi tarafsız, dünyaca kabul görmüş bir yapıya müracaat edersin.
"Bakın hakkımızda şöyle iddialar var, inceleyin ve gerçeği haykırın" dersin.

Ama hayır, bunu yapmazlar. Çünkü bunlar kendi şakşakçılarını, kendi elleriyle pişirdikleri, içine yalanları doğradıkları o "doğruluk" çorbasıyla beslemeyi seviyorlar.
Araştırmayan ve sorgulamayan kitleyi bu tür prodüksiyonlarla kandırmak her zaman daha kolaydır.
Algı yönetimi dedikleri şey, gerçeğin üzerine kalın bir perde çekmektir.

★★★

Bir yanda geçim derdiyle boğuşan, üniversitesine sahip çıkmaya çalışan Karabük halkı... Diğer yanda "marka benim, patent benim" diyen bir anlayış...

Üniversite imkanlarını sonuna kadar kullan. Sanayicinin desteklerini, yardımlarını festivale dök. Şehrin markası diye yola çıkıp, o markayı kendi adına tescille. Sonra da çıkıp, "kurumu korumak için yaptık" diye video çekip millete masal anlat.

Bilim üretmek, teknoloji geliştirmek, yeni icatlar yapmak, var olanların geliştirilmesinin peşinde koşmak zor iştir. Emek ister, ter ister. Ama bir marka tescilleyip, kamu kaynaklarının üzerine şahsi imza atmak tam bir "uyanıklık" hikayesidir.

Üniversitenin adını uluslararası yayınlarla değil, patent tartışmalarıyla duyurmak...
Karabük gibi bir sanayi devinin göz bebeği olan bir kurumu, kişisel mülkiyet tartışmalarının göbeğine itmek...
Bu, o cübbeye, o makama yakışıyor mu?

★★★

Karabük’ün cefakeş halkı, sanayicisi ve üniversitesi el birliğiyle size marka mı yaratıyor?

Siz bu milleti gerçekten saf, bu şehri sahipsiz mi sanıyorsunuz?

Bilim yuvasında "benim markam" kavgası vermek, o cübbeye ne kadar yakışıyor, takdiri kamuoyuna bırakıyoruz.

Şimdi açık açık soruyoruz:

Adınıza tescillediğiniz 'fest'lerin haklarını kuruma (Karabük Üniversitesine) devretmeyi düşünüyor musunuz?

Yoksa 'bu kervan böyle yürür' diyerek bildiğinizi okumaya devam mı edeceksiniz?

Fatih Kirisik Ve Sosyalfest Bilmecesi Tapu Kimde Fatura Kime Teyit 1

Fatih Kirisik Ve Sosyalfest Bilmecesi Tapu Kimde Fatura Kime Teyit 2