Ülkedeki ekonomik bozulma, toplumdaki sosyokültürel ve ahlaki bozulmaları da beraberinde getirirken, en fazla etkilenen gençler oluyor.

Ekonomik sorunlar, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve paranın alım gücündeki hızlı düşüş, artık yalnızca cebimizi değil, toplumun bütün sosyal dokusunu da olumsuz yönde etkilemeye başladı.

Yoksulluğun giderek daha geniş kesimlere yayılması, sosyal hayatta gözle görülür değişimleri de beraberinde getiriyor.

Daha düne kadar alışık olmadığımız manzaralar, bugün hayatın sıradan bir parçası haline gelmiş durumda.

Emekli yaşlıların ve ev kadınlarının çöp karıştırdığına, çarşıda, pazarda birkaç kuruş para talep ettiğine her geçen gün daha sık tanık oluyoruz.

Ekonomik bozulma, maalesef toplumdaki sosyokültürel ve ahlaki çözülmeyi de hızlandırıyor.

Bu süreçte yalnızca ekonomik dengeler değil, toplumun sosyokültürel ve ahlaki değerleri de aşınıyor.

Hayatın olağan akışı değişirken, bu gidişatın nereye varacağını da tahmin etmek zor değil.

Ekonomi düzelmeden, enflasyon kontrol altına alınmadan toplumsal bozulmanın durması da kolay görünmüyor.

Ancak tüm bu tablo içinde en dikkat çekici ve üzerinde özellikle durulması gereken konu, gençlerin yaşadığı kırılma.

Lise ve üniversite çağındaki gençler, ekonomik şartlardan en fazla etkilenen kesimlerin başında geliyor.

Ailelerinden aldıkları harçlık, artık çoğu zaman bir kafede içilecek tek bir çaya dahi zar zor yetiyor.

Henüz birkaç yıl öncesine göre ciddi bir yaşam standardı kaybı yaşayan gençler, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıkça farklı ve tehlikeli arayışlara yöneliyor. Bu durum, gençler arasında suç oranlarının artmasına da zemin hazırlıyor.

Öyle ki, yalnızca parasızlık nedeniyle banka hesaplarını yasa dışı bahis çetelerine kiralayan ve okul sıralarında olması gerekirken, cezaevi koğuşlarına düşen yüzlerce gençten söz ediyoruz.

Ekonomik sıkıntılar, gençlerin yalnızca maddi değil, kültürel ve ahlaki değerlerinde de ciddi bir erozyona neden oluyor.

Ailelerinden habersiz, toplumun kabul etmeyeceği davranışlara yönelen ve suça sürüklenen gençlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Bu noktada karşımıza önemli bir soru çıkıyor,

‘Ülke genelinde yaşanan bu tablo karşısında yerelde ne yapmalıyız?’

Özellikle Karabük özelinde, başta Belediyeler olmak üzere, Valilik, Kaymakamlıklar, Milli Eğitim ve Gençlik ve Spor il-ilçe müdürlükleri artık daha somut adımları hızlı atmak zorunda.

Ekonomik sıkıntıların gençler üzerindeki yıkıcı etkisini azaltacak, onları sosyal, kültürel ve sportif alanlara yönlendirecek projeler çoğaltılarak hayata geçirilmelidir.

Hatta maddi anlamda da devlet eliyle, üniversiteli gençlerin yanı sıra liseli gençlerde desteklenmelidir.

Elbette yol yapmak, kaldırım düzenlemek, parklar inşa etmek önemli kamu hizmetleridir. Ancak bugün gelinen noktada, gençleri toplumsal çözülmeden koruyacak projeler, bu hizmetlerin de önüne geçmiş durumdadır.

Unutulmamalıdır ki; ekonomi düzelene kadar geçecek sürede gençleri ne kadar koruyabilirsek, geleceğimizi de o kadar sağlam temeller üzerine inşa edebiliriz.