Hayırsever bir iş insanından para koparmak için "yaptığı hayırda parasının haram olduğu belli oldu" diyerek karalama yapanlara "dur" denmeli.

Adı kara, bahtı kara bu şehirde artık toplum yararına yapılan projelere ve hayır işlerine bile kulp takılmaya başlandı.

Gerçekten de insanın "Pes artık!" diyesi geliyor.

Son günlerde Eskipazar'da bulunan ve halk arasında manevi değeri yüksek kabul edilen Sığırcık Suyu üzerinden cılız da olsa bir tartışma yürütülüyor.

"700 yıllık su kesildi, kesilmedi" söylemleriyle başlayan konu, akıl ve vicdan sınırlarını zorlayan yorumlarla bambaşka bir noktaya taşınmaya çalışılıyor.

Şehrimizde yıllardır birçok sosyal sorumluluk projesine imza atan hayırsever bir iş insanı tarafından, Eskipazar Sadeyaka Köyü'nde İslam dünyasında üç kutsal sudan biri olduğuna inanılan Sığırcık Suyu'nun bulunduğu alana yaklaşık 40 milyon lira maliyetle bir külliye yaptırıldı.

Ancak külliyenin tamamlanmasının ardından suyun kesildiği iddiaları ortaya atıldı.

Yetkililer ve bölgeyi bilenler, kaynak suyunun aslında çok düşük debiye sahip olduğunu, külliyenin hizmete girmesiyle birlikte ziyaretçi sayısının ciddi şekilde arttığını ve bu nedenle suyun birikmeden sürekli tüketildiğini ifade ediyor.

Fakat bazıları için bu açıklamalar yeterli olmuyor.

"Demek ki bu külliye haram parayla yapıldı. Bakın, su bile istemedi, kaçtı."

İnsan böylesi bir yaklaşıma karşı ne söyleyebilir ki?

Sadece "Pes!" diyebilir.

Madem öyle, gelin bu hayırsever iş insanının yaptığı diğer hizmetlere de birer kulp bulalım.

Pandemi döneminde Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kazandırdığı solunum cihazları başta olmak üzere onlarca tıbbi cihaza da bir bahane üretelim.

Yaptırdığı Demir Çelik Lisesi'ne de bir kulp takalım.

Güneydoğudaki deprem bölgesine gönderdiği konteynırları da karalayalım.

İnşa ettirdiği Kur'an kurslarını da sorgulayalım.

Çünkü mesele yapılan hizmetler değil.

Asıl mesele, hiçbir somut dayanağı olmayan "adamın parası haram" algısını oluşturmaya çalışmak.

Oysa birinin kazancının helal mi haram mı olduğunu insanlar mı bilebilir, yoksa yalnızca Allah mı?

Aslında bu karalama kampanyalarının arkasındaki niyet sorgulanmalıdır.

Acaba ticaretinde zarar eden, milyonlarca lira borcun altına girenler, bu hayırsever iş insanının gelip kendilerine "Al bu parayı, seni kurtarayım" demesini mi bekliyor?

Bekledikleri destek gelmeyince de şimdi o iş insanını maşasıyla birlikte itibarsızlaştırmaya mı çalışıyorlar?

Eğer durum buysa, bunun adı eleştiri değil,

Ahlaksızlık ve hatta terbiyesizliktir.

Hukuk platformunda da organize dolandırıcılık suç girişimidir.

Memleketine milyonlarca liralık yatırım yapan, eğitimden sağlığa, ibadethanelerden sosyal projelere kadar onlarca hayır eserini kazandıran bir iş insanını, sırf beklentileriniz karşılanmadı diye karalamaya çalışamazsınız.

Böyle bir tutumun ne vicdanda ne hukukta karşılığı vardır.

Unutmamak gerekir ki şehirler sadece kamu yatırımlarıyla değil, hayırsever insanların katkılarıyla da büyür ve gelişir.

Bu insanları hedef haline getirir, yaptıkları her iyiliği tartışma konusu yaparsak, yarın bu şehir için elini taşın altına koyacak kimseyi bulamayabiliriz.

O gün geldiğinde ise bugün söylenen sözlerin pişmanlığı hiçbir fayda sağlamayacaktır.

Hayır yapanları küstürmek kolaydır.

Ama onların yokluğunu telafi etmek, çok daha zordur.