İki sene önce Safranbolu TSO Başkanını belediye meclis üyeliğinden istifaya çağıranlar, şimdi Esnaf Odası Başkanı Nazmiye Dursunlar için neden suskun?
Kasım 2023’te Safranbolu Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinin ardından başkanlık koltuğuna oturan Erol Altuntepe, göreve gelir gelmez siyasi tartışmaların odağına yerleştirildi.
Henüz çiçeği burnunda bir başkanken, Safranbolu’nun MHP İlçe Başkanı Erkan Canözü ve AK Parti İlçe Başkanı Yasin Aydın tarafından yoğun bir eleştiri dalgasıyla karşı karşıya bırakıldı.
Gerekçe ise açıktı…
Bir sivil toplum kuruluşunun başındaki ismin siyasi kimliğini geride bırakması gerektiği savunuluyordu.
Altuntepe, bu baskılara kayıtsız kalmadı.
2024’ün ilk aylarında belediye meclis üyeliğinden istifa ederek, kendisinden beklenen ‘tarafsızlık’ çizgisine geçti.
Üstelik bu adım, yerel seçimlere sadece birkaç ay kala atıldı.
Kısa süre sonra yapılan seçimlerle Safranbolu’daki siyasi tablo da zaten önemli ölçüde değişti.
Peki, tüm bunları neden hatırlatıyoruz?
Çünkü siyaset, hafızası zayıf olanların değil, çelişkileri kayda geçirenlerin alanıdır ve bugün karşımızda, tam da bu çelişkilerin somut bir örneği duruyor.
1 Şubat’ta yapılan Safranbolu Esnaf ve Sanatkarlar Odası seçimlerinde, 30 yıla yakın başkanlık yapan Muhammer Dumaner, koltuğunu Nazmiye Dursunlar’a devretti.
Dursunlar’ın başarısı, şüphesiz dikkat çekiciydi.
Ancak asıl dikkat çeken bir ayrıntı da, bu yeni başkanın aynı zamanda bir belediye meclis üyesi olmasıydı.
Geçmişte yüksek sesle dile getirilen “STK’lar siyaset üstü olmalı” söylemi bir anda buharlaşıyor.
Daha düne kadar aynı gerekçeyle Altuntepe’ye istifa çağrısı yapanlar, bugün Dursunlar söz konusu olduğunda neden dut yemiş bülbüle döndüler?
Ne bir açıklama, ne bir çağrı, ne de bir hatırlatma…
Oysa ilke dediğiniz şey, kişiye göre değiştiğinde anlamını da yitirir.
Eğer bir gün “sivil toplum temsilcileri siyasi kimlik taşımamalı” diyorsanız, bunu herkes için savunmanız gerekir.
Aksi halde bu söylem, ilke olmaktan çıkar ve sadece kişiye göre kullanılan bir araca dönüşür.
Bu tablo içinde belki de en dikkat çekici duruş, Altuntepe’den geliyor.
Kendisine yöneltilen baskıları hatırlatıp bugünkü sessizliği sorgulamak yerine, susmayı tercih ediyor.
Bu tavır, siyasetin alışıldık reflekslerinin ötesinde bir olgunluk örneği olarak da okunabilir.
Ancak aynı olgunluğu, geçmişte yüksek perdeden konuşan isimlerde görmek mümkün değil.
Bugün gelinen noktada sorulması gereken soru basit…
Dün doğru olan, bugün neden yanlış sayılmıyor?
Ya da daha açık ifadeyle…
Dün uygulanan standart, bugün neden rafa kaldırıldı?
Elbette Nazmiye Dursunlar kendi tercihini yapacaktır.
İki görevi bir arada yürütmeyi seçebilir ya da farklı bir yol izleyebilir.
Bu, onun takdiridir.
Ancak mesele bir kişinin ne yapacağından çok, siyasetin neyi savunduğu ve neyi savunmaktan vazgeçtiğidir.
Çünkü toplum, söylenenleri de yapılanları da dikkatle izler.
Ve en önemlisi, çelişkileri unutmaz.
Bugün sessiz kalanlar için belki bu durum şimdi sıradan görünebilir.
Ama dışarıdan bakıldığında tablo nettir,
İlke değişmemiştir.
Değişen sadece kimin için uygulandığıdır.