Karabük'te son iki ay içerisinde basına peş peşe yansıyan intihar vakaları kamuoyunda derin üzüntü ve endişe oluşturdu.
Mayıs ayından bu yana farklı yaş gruplarından vatandaşların yaşamına son verdiği iddia edilen olayların art arda yaşanması, "Karabük'te neler oluyor?" sorusunu da beraberinde getirdi.
Resmi kurumlar tarafından 2026 yılına ilişkin il bazında açıklanmış bir intihar istatistiği bulunmamakla birlikte, basına yansıyan olaylar incelendiğinde yaklaşık iki aylık süreçte en az yedi ölüm vakasının intihar veya kuvvetli intihar şüphesi kapsamında değerlendirildiği görülüyor.
Bu tablo, toplum ruh sağlığı açısından dikkatle ele alınması gereken bir duruma işaret ediyor.
Son iki ayda yaşanan vakalar
6 Mayıs 2026 – Safranbolu
46 yaşındaki Erhan A, evinde doğalgaz borusuna asılı halde bulundu. Olayla ilgili adli soruşturma başlatıldı.
9 Mayıs 2026 – Karabük Merkez
Muhammet Ç., evinde karbonmonoksit gazından etkilenmiş halde ölü bulundu. Olay yerinde intihar mektubu bulunduğu bilgisi kamuoyuna yansıdı.
11 Mayıs 2026 – Karabük Merkez
42 yaşındaki tekstil işçisi Serpil D., evinde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Olayla ilgili soruşturma yürütüldü.
6 Haziran 2026 – Karabük Merkez
25 yaşındaki E.Y., evinin balkonunda asılı halde bulundu. Olay yerinde veda notu bulunduğu yönünde bilgiler paylaşıldı.
10 Haziran 2026 – Karabük Merkez
21 yaşındaki motokurye H.U., evinde doğalgaz borusuna asılı halde bulundu.
10 Haziran 2026 – Eflani
55 yaşındaki üç çocuk babası Kanber A., samanlıkta asılı halde ölü bulundu.
5 Temmuz 2026 – Safranbolu
35 gündür aranan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Hamza Duras'ın cansız bedeni Safranbolu'da ormanlık alanda ağaca asılı halde bulundu. Günlerce süren yoğun arama çalışmalarının ardından gelen acı haber, Karabük'te büyük üzüntü yarattı. Olayla ilgili adli soruşturma sürüyor.
Ortak Bir Neden Söylemek Mümkün Değil
Her intihar vakasının arkasında farklı bireysel, psikolojik, sosyal veya ekonomik nedenler bulunabiliyor. Bu nedenle yaşanan olayları tek bir gerekçeye bağlamak doğru değil.
Ancak uzmanlar; ekonomik sıkıntılar, işsizlik, yalnızlık, aile içi sorunlar, psikiyatrik rahatsızlıklar, madde bağımlılığı, sosyal izolasyon ve geleceğe ilişkin umutsuzluk gibi birçok etkenin birlikte rol oynayabileceğine dikkat çekiyor.
Karabük'te son dönemde yaşanan vakaların farklı yaş gruplarında ve farklı sosyal çevrelerde meydana gelmiş olması da olayların tek bir nedenle açıklanamayacağını gösteriyor.
Uzmanlar Kapsamlı Araştırma Yapılmasını Öneriyor
Toplum ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar, belirli bölgelerde kısa süre içerisinde benzer olayların artmasının bilimsel yöntemlerle incelenmesi gerektiğini vurguluyor.
Özellikle olayların yaş, meslek, ekonomik durum, psikiyatrik geçmiş ve sosyal çevre gibi değişkenler üzerinden analiz edilmesi, koruyucu sosyal politikaların geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
Toplumun tüm kesimlerine görev düşüyor
Uzmanlara göre intiharların önlenmesinde yalnızca sağlık kurumları değil; aileler, eğitim kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları da önemli sorumluluk taşıyor.
Psikolojik destek hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, yalnız yaşayan bireylerin sosyal hayata kazandırılması, gençlere yönelik umut ve istihdam odaklı projelerin artırılması ile ruh sağlığı konusunda farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması, benzer vakaların önlenmesinde önemli rol oynayabilir.
Karabük'te peş peşe yaşanan bu acı olaylar, sadece adli vakalar olarak değil, aynı zamanda toplumun ruh sağlığı açısından üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir sosyal mesele olarak değerlendiriliyor.




