Karabük Belediyesi’nde bine yakın işçi iki yıldır sendikasız bırakılırken, Belediye İş Sendikası Karabük Şube Başkanı Tarık Düzyer’in yalnızca 18 işçi için yürütülen toplu sözleşme sürecini ‘başarı’ olarak sunması tepkileri daha da büyüttü.
Kamuoyunda yaşanan tablo, ‘sendikacılık nerede duruyor?’ sorusunu gündeme taşıdı.
Belediye İş Sendikası Karabük Şube Başkanı Tarık Düzyer’in, Karabük Belediyesi’nde görev yapan sendika üyesi 18 kadrolu işçiyle ilgili toplu sözleşme görüşmelerinin sürdüğüne dair yaptığı açıklama, sendikacılık açısından trajik bir tabloyu gözler önüne serdi.
52 maddede uzlaşma sağlandığı, görüşmelerin iyi niyet çerçevesinde ilerlediği ve yalnızca parasal maddelerin kaldığı yönündeki açıklamalar, Karabük’teki binlerce belediye çalışanı için herhangi bir anlam ifade etmiyor.
Çünkü gerçek tablo çok daha ağır...
30 yılı aşkın süredir Karabük Belediyesi’nde yetkili sendika olan Belediye İş, yaklaşık iki yıl önce bine yakın üyesini bir anda kaybetti.
Bugün Karabük Belediyesi çalışanlarının çok büyük bir bölümü hala sendikasız, toplu sözleşme güvencesinden ve örgütlü mücadelenin korumasından yoksun durumda.
İddialar ise sendikal çöküşün nedenini açıkça ortaya koyuyor. Belediye İş Sendikası Karabük Şube Başkanı Tarık Düzyer’in, 2023 Yerel Seçimleri sürecinde açıktan başka bir adaya çalışması, seçimleri kazanan Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya ile sendika arasında kopuşa neden oldu.
Bu süreçte Başkan Çetinkaya’nın, “Bu şube başkanının olduğu yerde belediye işçilerinin sendikaya üye olmasını kabul etmem” dediğine dair iddialar ve ardından bine yakın belediye işçisinin sendikadan istifa ettirildiği kamuoyuna yansıdı.
Ancak asıl tepki çeken nokta, bu süreçte sendika yönetiminin tek bir ciddi mücadele ortaya koymamış olması. Ne bir direniş, ne kitlesel bir açıklama, ne de kamuoyu oluşturacak bir adım atıldı. Bin işçi sendikasız bırakılırken, sendika yönetiminin sessizliği, işçiler tarafından “terk edilmişlik” olarak yorumlandı.
Bugün gelinen noktada, binlerce üyesini kaybetmiş bir şube başkanının çıkıp yalnızca 18 işçi üzerinden toplu sözleşme açıklaması yapması, sendikacılığın ne hale geldiğinin adeta özeti olarak görülüyor ve “sendikacılığın yüzkarası” olarak nitelendiriliyor.
İşçiler açıkça soruyor:
Bin işçi sendikasızken bu açıklama kime, neyin başarısı?
Bin işçi sendikasızken siz neyin toplu sözleşmesini anlatıyorsunuz?
18 işçi için masaya oturmak, bin emekçinin kaybını unutturur mu?
Sendika koltukları, sendikasız kalan işçilerden daha mı kıymetlidir?
Karabük kamuoyunda yükselen ortak talep ise net:
Belediye İş Sendikası Karabük Şube Yönetimi, yaşanan bu ağır tabloyla yüzleşmeli, ya bin işçinin sendikal haklarını geri kazanacak gerçek bir mücadeleyi başlatmalı, ya da sendikacılığı koltukta değil, sahada yapılacak bir anlayışla yeniden tanımlamalıdır.
Aksi halde bu süreç, Karabük tarihinde sendikal mücadelenin en büyük kırılmalarından biri olarak anılmaya devam edecek.




