Ergün Başkaya yazdı. (30.05.2022 Pazartesi)

Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Alparslan Bayraktar ile birlikte Kardemir’e adaletli bir yönetim geldi.

Denildi ve dedik.

Enerji Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar ile Kardemir büyük karlar açıklamaya başladı.

Diye söylendi ve biz de dedik.

Kardemir’e işçi alımlarında adil uygulama yapılıyor.

Hiçbir şaibeye müsaade edilmeden ve adilane kura çekimleri ile işçi alımları yapılmaya başlandı.

Her şey iyi, güzel dedik.

Fakat…

Fabrika içinde Bayraktar’ın uygulamaya çalıştığı adaletli yönetime gölge düşürecek bazı şeyler duyuyoruz ve şahit oluyoruz.

Geçen yıl Ekim ayında gerçekleştirilen Özçelik İş Sendikası Karabük Şube Kongresinde, ezici bir farkla Kenan Yılmaz Başkanlığında yeni bir şube yönetimi göreve geldi.

Eski Şube Yönetiminde görev alan sendikacıların bazıları emekli oldu, bazıları ise fabrika içindeki eski görev yerlerine geri döndü.

Bir sendikacının görevi sonlandığı zaman, çalıştığı iş yerine döner ve sendikacılık hayatından önce nasıl çalışıyorsa, kaldığı yerden emeği ile çalışmaya başlar.

Fakat her nedense Karabük’te biraz farklı oluyor herhalde.

Sendika şubesinde profesyonel sendikacılık görevi sona eren bazı kişilere yapılan ayrıcalıklı muameleleri aylardır duyuyoruz ve doğrusu şaşırıyoruz.

Adamın profesyonel sendikacılığı bitmiş,

Kardemir içindeki Enerji Tesislerindeki eski işyerine dönmüş.

Ne olarak dönmüş?

Ustabaşı mı,

Formen mi,

Mühendis olarak mı dönmüş?

Hayır…

16. Kademeden düz işçi olarak dönmüş.

Ama ne dönmüş

Ne dönmüş ki…

Biz de şaşırdık.

Düz işçiye makam odası.

Akşama kadar klimalı makam odasında oturmalar.

‘Sen güzel oturuyorsun masa başında’ denmiş.

Her gün 4 saat fazla mesai verilmiş.

‘Sen güzel oturuyorsun makamında’ denmiş.

Bayramlarda 3 yevmiye yazılıp, ‘takım elbiseyle kısımları gez dolaş sana, günlük bin lira yazalım’ denmiş.

‘Sen ayrıcalıklı işçisin’ denmiş

Kurasız, sırasız ve torpilli bir şekilde kaloriferli lojman tahsis edilmiş.

‘Ha senin canın sıkılır şimdi masa başı’ denmiş.

‘Gez, dolaş işçiye kazandırılan yıpranmalar ile ilgili işçi arasında fitne fesat yay, kara propaganda yap’ denmiş.

‘Karizman çizilmesin, takım elbiseyle gel, takım elbiseyle git’ denmiş.

Şimdi soruyoruz…

Ey adaletinden şüphe edilmesini istemeyen

Sayın Dr. Alparslan Bayraktar…

Bin 600 derece sıcağın karşısında, yüzünü emeğinin alın teri ile yıkayan

Yüksek fırınlarda

Çelikhanede

Kok da

Haddehanelerde çalışan diğer işçilerin ateşi seni yakmaz mı?

‘Haberim de yok’ diyorsan, Sayın Bayraktar

Altındaki yöneticiler senin adaletini böyle mi uyguluyor diye sorgulamaz mısın?

O işçiye böyle,

Bu işçiye şöyle muamele mi senin adaletin?

Bu gidişle ne hiçbir şeyden haberin olmaz.

Ne de adaletin kalmaz.