Karabük Net Haber

TSO’DAN ANLAMLI KAMPANYA

TSO’DAN ANLAMLI KAMPANYA
Bu haber 09 Ekim 2013 - 18:07 'de eklendi.

KARABÜK TSO BAŞKANI SEDAT NAMAL, KARABÜK’E GELEN VE SON DERECE SAĞLIKSIZ KOŞULLARDA YAŞAMAYA ÇALIŞAN IRAKLI VE AFGANLI MÜLTECİLER İÇİN YARDIM KAMPANYASI BAŞLATTI

 

tso-multeciler

Karabük’e gelen Irak ve Afganistanlı mültecilerin içinde bulundukları kötü durum son günlerde sıklıkla konuşulur hale geldi.

En son geçtiğimiz günlerde teneke içinde yaktıkları kömürü yatarken yanlarına getirdiklerinden dolayı zehirlenerek ölen 3 Afganlı çocuğun dramı herkesi üzmüştü.

Yaşanan bu trajediden sonra başta Valilik olmak üzere, sivil toplum kuruluşları da yavaş yavaş harekete geçmeye başladı.

İlk olarak Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sedat Namal, Meclis Başkanı Timurçin Saylar ile birlikte bir basın toplantısı düzenledi.

Sığınmacıların her türlü ihtiyaçlarının TSO tarafından karşılanacağını belirten Sedat Namal şu açıklamalarda bulundu;

 “Birkaç gün önce şehrimizde bizim de yüreğimizi dağlayan elim bir olay yaşandı. Şehrimizde ve ülkemizde çeşitli bölgelere evleri köyleri olmadığı için, kendi vatanlarında huzurları olmadığı için gelen sığınmacılardan bir ailenin 3 genç erkek ferdini kaybetmiş bulunuyoruz. Tabi ki ülkemiz vatandaşlarımızın da ekonomik sıkıntıları vardır. Ama bizi asıl derinden üzen bir insanın vatanının, bayrağının olmaması ve sığındığı yerde imkânsızlıklar doğrultusunda vefat etmesidir. Ben şahsım, yönetim kurulu üyelerim ve meclis üyelerimin de aynı düşüneceğini bu olaydan ders çıkartıp acaba bunun sebeplerinde bizlerde var mıyız diye düşünmeden edemedim. Meclis Başkanımızla da istişare ederek, biz Sayın Valimize, gerekli ilgililere ve bürokratlara buradan seslenerek, TSO olarak bizim üstümüze ne düşüyorsa ve bu sığınmacı ailelerin hangi tür ihtiyaçları varsa, bunların tamamının odamız tarafından karşılanacağını beyan ediyorum. Bu basın toplantısı aracılığıyla mübarek kurban bayramına girdiğimiz bu süreçte, iş adamlarımızın da, Karabük’te imkânı olan halkımızın da evlerinde kullanmadıkları giysiden, yakacaktan, sobadan, elektrik ocağından, kısacası akıllarına ne gelirse bu ailelerimize verilmesi için bir kampanya başlattığımızı buradan duyurmak istiyorum. Herkesi duyarlı olmaya, bu mübarek ayda vicdan muhasebesi yapmaya, her şeyden önemlisi ev sahipliği yaptığınız, misafir ettiğiniz insanların başlarına gelen olaydan kendinizin de sorumlu olduğunu düşünerek, bu yardımları yapmanızı rica ediyorum. Tekrar Sayın Valimizin önderliğinde, biz TSO olarak bu ailelerin yiyecek, giyecek, yakacak tüm yardımlarının karşılanacağına taahhüt ediyoruz. Vefat eden 3 gence Allah’tan rahmet,  ailelerine sabır diliyorum.”

“ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE YARDIMCI OLALIM”

Karabük’e gelen üniversite öğrencilerin de misafirimiz olduğunu ve onlara iyi bakmamız gerektiğini söyleyen Sedat Namal “Biz ticaret kesimini ilgilendiren bir kurumuz ama o konularda da bizim daha sonradan bilgimiz oldu. Ben buradan yatırım yapan, yurt işletmeciliği yapan kesime seslenmek istiyorum. Onların kendi evlatlarının da başka şehirlerde böyle bir ortamda, böyle bir atmosferde okuduğunu, sorunlarla karşılaştığını düşünerek ticaret yapmalarını istiyorum. Kiralar noktasında Karabük’ün fiziki şartları ortada. Çok hızla gelişen bir üniversitemiz var. Bu büyümeye ayak uydurması gereken ticaret ve yatırımcılarımız var. Ben bu sorunların da çözüleceğine inanıyorum. Keşke imkânımız olsa da onlara da yardım edebilsek. Asıl sorunlardan birisi de sığınmacıların dışında kendi vatandaşımız olan Karabük’te yaşayan aileler de var. TOBB’ un destekleriyle gelecek hafta öğrencilere yapacağımız ayni yardımlar var. Bunların hepsini beraber yapmamız gerekiyor. Öğrenciler konusunda da hassas olmamız gerektiğini düşünüyorum. Diye konuştu.

Bu haber toplam 547 kez okundu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
2 ADET YORUM YAPILDI
orhan26 Ocak 2014 / 17:25 Cevapla

Muhacir: Mekke’den Medine’ye göç eden müslümana denir. Ensar: Medine’ye göç eden müslümanlara yardım eden Medineli müslümanlara denir.
Muhacirler ve Ensarlar – Mekke ve Medine halkı

Allah rızası için herşeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlardı. Ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişlerdi, esirgemiyorlardı. Ne var ki, Muhacirler Medine’nin havasına, âdetlerine ve çalışma şartlarına alışkın değillerdi. Mekke’den gelirken de beraberlerinde hiç bir şey getirmemişlerdi. Bu sebeple, Medine’nin çalışma şartlarına ve kendilerine her türlü yardımda bulunduklarından dolayı Ensar adını alan Medineli Müslümanlara ısındırılmaları gerekiyordu. Nitekim, Medine’ye hicretten 5 ay sonra Resûl-i Ekrem, Ensar ile Muhaciri bir araya topladı. Kırk beşi Muhacirlerden kırk beşi de Ensardan olmak üzere 90 Müslümanı kardeş yaptı.Peygamber Efendimizin kurduğu bu kardeşlik müessesesi, maddî mânevi yardımlaşma ve birbirlerine vâris olma esasına dayanıyor, bu suretle Muhacirlerin yurtlarından ayrılmalarından dolayı duydukları keder ve üzüntüyü giderme, onları Medinelilere ısındırma, onlara güç ve destek kazandırma gayesini güdüyordu. (404) Kurulan bu kardeşlik müessesesine göre, Medineli âilelerden herbirinin reisi, Mekkeli Müslümanlardan bir âileyi yanına alacaktı. Mallarını onlarla paylaşacaklar, beraber çalışıp beraber kazanacaklârdı. Resûlullah Efendimiz, rasgele iki Müslümanı bir araya getirmemişti. Bilâkis, bir araya getireceklerinin durumlarını inceden inceye tetkik ederek, uygun bulduklarını birbirine kardeş yapmıştı. Meselâ, Selman-ı Farisî ile Ebu’d-Derdâ, Ammar ile Huzeyfe, Mus’ab ile Ebû Eyyub Hazretleri arasında mizaç, zevk, hissiyât itibarıyla tam bir ahenk vardı. (405) Bu kardeşlik sayesinde, Allah ve Resulünün muhabbetinden başka herşeylerini geride bırakmış bulunan Muhacirlerin iâşe ve iskân meseleleri de hal yoluna girmiş oluyordu. Ensardan herbiri, Muhacirlerden birini evinde barındırıyor, beraber çalışıyor, beraber yiyorlardı. Bu, neseb kardeşliğini fersah fersah geride bırakacak bir kardeşlikti, îmân ve din kardeşliği idi. Medineli Müslümanlar, yâni Ensar, herşeylerini bu garip, bu kederli, bu yurtlarından uzak bulunmanın hüznünü duyan Müslüman kardeşleriyle paylaşıyorlardı. Medineli biri vefât edince, Muhacir kardeşi akrabalarıyla birlikte ona vâris oluyordu. (406) Yine, kurulan bu kardeşlik sayesinde büyük bir içtimâi yardımlaşma da temin edilmiş oldu. Muhacir Müslümanlar, sıkıntıdan kurtuldu. Medineli herbir Müslüman kardeş olduğu Mekkeli Müslümana malının yarısını veriyordu. Muhacir kardeşlerine karşı misafirliğin, cömertliğin, kadirşinaslığın, insanlığın en yüce derecesini göstermekten zevk alıyorlardı.Medineli Müslümanlar, bunlarla da kalmadılar. Resûlullahın huzuruna çıkarak fedakârlıklarını gösteren şu teklifte bulundular: “Yâ Resûlallah! Hurmalıklarımızı da, Muhacir kardeşlerimizle aramızda bölüştür!” Ancak, Muhacirler o âna kadar ziraatle meşgul olmamışlardı. Zirâat işlerini pek bilmiyorlardı. Bunun için Peygamberimiz, Muhacirler namına Ensarın bu teklifini kabul etmedi.Fakat, Medineli Müslümanlar buna da bir çare buldular. Zirâattan anlamayan Muhacir Müslümanlar, sadece tımar ve sulama işlerini yapacaklar, onlar da ekip biçeceklerdi. Sonunda çıkan mahsul ortadan pay edilecekti. Resûl-i Ekrem Efendimiz bu teklife razı oldu. (407) Tarih, bir çok göçlere şahid olmuştur. Ama, böylesine mânâlı, böylesine ulvî bir hicreti, dışardan gelenle yerlileri arasında böylesine birbirlerine canı gönülden sarılma, birbirleriyle muhabbetle kaynaşma, birbirleriyle samimiyetle kucaklaşmayı o ana kadar görmüş değildi. Bir daha da göremeyecektir. Bu samimi kaynaşmadan muazzam bir kuvvet doğuyordu. Öylesine bir kuvvet ki, kısa zamanda bütün Arabistan herşeyiyle onlara boyun eğmek mecburiyetinde kalacaktı. Muhacirler, “Ensar kardeşlerimiz bize mal mülk verdi, iâşemizi temin etti” diyerek boş oturmuyorlardı. Bu, îmânlarından gelen gayrete zıttı. Herbiri elinden gelen gayreti göstererek, mümkün oldukça kimseye yük olmamaya çalışıyordu. Bunun en canlı örneği, Sa’d bin Rebi’nin yaptığı teklife Cennetle müjdelenen 10 Sahabîden biri olan Abdurrahman bin Avf’ın verdiği cevaptır. Resûl-i Ekrem tarafından birbirlerine kardeş tayin edilen Sa’d bin Rebi, Abdurrahman bin Avf’a, “Ben, mal cihetiyle Medineli Müslümanların en zenginiyim. Malımın yarısını sana ayırdım” demişti. Büyük Sahabî Abdurrahman bin Avf’ın verdiği cevap yapılan teklif kadar ibretliydi:”Allah sana malını, hayırlı kılsın. Benim onlara ihtiyacım yok. Bana yapacağın en büyük iyilik, içinde alış veriş yaptığımız çarşının yolunu göstermendir.” (408) Ertesi sabah, Kaynuka çarşısına götürülen Hz. Abdurrahman bin Avf yağ, peynir gibi şeyler alıp satarak ticarete başladı. Resûl-i Ekremin, malının çoğalması ile bereketlenmesi hususundaki duâsına da mazhar olduğundan çok geçmeden epeyce bir kazanç elde etti ve kısa zamanda Medine’nin sayılı tüccarları arasında yer aldı. Şöyle derdi: “Taşa uzansam, altında ya altın, ya da gümüşe rastladığımı görürüm!” (409) Resûl-i Ekrem Efendimizin duâsı bereketiyle fazlaca servet elde eden Hz. Abdurrahman bin Avf, sadece bir defasında 700 deveyi yükleriyle beraber “Fîsebilillah” tasadduk etmişti. Hz. Abdurrahman gibi bir çok Mekkeli Müslüman, Medine’de kendilerine göre birer iş bulmuş ve kendi ellerinin emeğiyle saâdet içinde geçinmeye başlamışlardı. Mekkeli Müslümanların, Medineli Müslümanlara yük olmayıp, alınlarının teriyle rızıklarını temin ettiklerini Hz. Ebû Hüreyre’nin ifâdelerinden de anlıyoruz. Bir gün kendisine nasıl olup da, diğer Sahabîlerden çok daha fazla hadis rivâyet ettiği sorulduğunda, meselemize ışık tutan şu cevabı vermişti: “Medineli Müslümanlar çiftiyle, çubuğuyla, Muhacirler de çarşı pazarda alışverişle uğraşırken ben, Resûlullahın yanından ayrılmıyordum. Onun söylediklerini dinleyip, ezberliyordum. Onun duâsını almıştım.” (410)

Muhacirlerin Kendi Aralarında Kardeş Yapılması Resûl-i Ekrem Ayrıca, Muhacir Müslümanlar arasında da kardeşlik kurdu.Bir gün, Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer elele tutuşmuş geliyorlardı. Bu samimi manzarayı seyreden Peygamber Efendimiz, yanındaki Sahabîlere, “Nebîler ve Resûllerden başka, bütün önceki ve sonrakilerden Cennetlik olanların kemâl çağına erenlerinden iki büyüğüne bakmak isteyen, şu gelenlere baksın” buyurdu, sonra da onları birbirine kardeş yaptı. Resûl-i Ekrem, Mekkeli Müslümanları teker teker birbirlerine kardeş yapıyordu. O sırada Hz. Ali çıkageldi. Gözyaşları arasında şöyle dedi: “Yâ Resûlallah, sen Sahabeleri birbirine kardeş yaptın. Benimle hiçbir kimse arasında kardeşlik kurmadın?” Peygamber Efendimiz, “Yâ Ali, sen dünyada ve Âhirette benim kardeşimsin” buyurarak gözyaşlarını dindirdi.

Mehmet Emin ASLAN12 Ekim 2013 / 14:57 Cevapla

Mültecilerin Karabük’de bulunması bölge halkının hoşuna gitmemekle birlikte yaşanan ölüm olayı hepimizin vicdanlarını titretti. Bu konu üzerinde insani açıdan yapılması gerekenler olduğunu düşünüyorum. Yoksa neden buradalar bu tartışmaya açık bir husus. Ben asıl olarak Üniversite Öğrencileri hususunda değerlendirme yapmak istedim. Karabük’de öğrencilerin yüksek kira fiyatlarından yakındığı basına yansımıştı. Oradan takip ettik. Ancak talebin yüksek, arzın düşük olduğu her yerde FİYAT YÜKSELİR. Bu kaçınılmaz temel bir Ekonomi kuramı. Tabii ki bindiğin dalı kesmek yada altın yumurtlayan tavuğu kesmekle eş anlamlı olan öğrenciyi sömürme anlayışı etik ve ahlaki olamaz, doğru bulmuyoruz, savunulamaz ama çaresi sedece vicdanları sağ duyuya davet etmekten çok, ihtiyaca cevap verecek arzı yakalamak yani yeni öğrenci konaklama yatırımları yapmak olduğunu da biliyoruz.. Bu öncelikle kamudan beklenmekle birlikte TEŞVİKLİ ÖZEL YATIRIMLAR DA ÇÖZÜM OLABİLİR. Eskipazar’lı Hemşerimiz Karabük TSO Başkanı sayın NAMAL’ın yatırımcıları bu alana girmeleri konusundaki yaklaşımı doğrudur.. Ancak Ülke genelinde yeni açılan Üniversiteler ve artan kontenjyanlar düşünüldüğünde, öğrencilerin barınma sorunları gerek fiziki ortam gerekse öğrenci bütçesindeki büyüklüğü açısından genel bir çözüm beklemektedir. Çünkü aynı sorunlar hepimizin ailelerinin yaşadığı sorunlardır. Karabük halkının çocukları da Karabük dışında aynı sorunu yaşıyorlar. Bu hususta Sayın NAMAL’ın TOBB içinde görev aldığını da değerlendirdiğimizde TOBB olarak hükümetten, girişimcinin yatırım yapmasını kolaylaştıracak ve öğrenci konaklama ücretlerini belli bir süre destekleyerek TEŞVİK edecek bir düzenlemeyi talep etmeyi de unutmamalı derim. Bu arada öğrencilerin kira tepkileri tartışması içinde Karabük KENT KONEYİ ni hiç de benimsemediğimiz tarz ve hakaret içeriği ile eleştiren ve kendisini öğrenci temsilci olarak ifade eden yaklaşımı kınadığımı da burada ifade etmek isterim. Çünkü böyle tartışmalar entellektüel içerikten yoksun ise yarar yerine zarar vereceği bilinmelidir. Çok iyi niyetle çalıştığını düşündüğüm Kent Konseyi Başkanı Sayın Özcan BÜYÜKGENÇ bu tip muameleyi hiç hak etmiyor. HERKESE İYİ BAYRAMLAR.. Mehmet Emin ASLAN. Eskipazar Ekonomik Kalkınma Derneği Başkanı…

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Güncel Haberler
İLGİLİ HABERLER