Karabük Net Haber
COVID-19
Dünyada Toplam Vaka

Dünyada Toplam Ölüm

Toplam
İyileşenler

Türkiye'de
Vaka

Türkiye'de Ölümler

Türkiye'de İyileşenler

KARDEMİR’DEKİ CEVHER VURGUNUNUN KRİPTOSU

KARDEMİR’DEKİ CEVHER VURGUNUNUN KRİPTOSU
Bu haber 11 Mayıs 2020 - 23:25 'de eklendi. 7.723 kez görüntülendi.

Neyma Madencilik adına 6 yıldır verilen demir cevherinin istenilen kalitenin çok altında olduğu ve tufal gibi yabancı malzemeler karıştırılarak, hileli malzeme verildiği KARDEMİR A.Ş.’nin içi denetim raporları ile ortaya çıkmıştı.

Aynı zamanda KARDEMİR A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi olan Kamil Güleç’e ait olan Çağ Çelik D.Ç. Fabrikasının sahalarında Neyma Madencilik adına verilen cevherin yıllarca karışımı yapılmış ve nakliyesi de yine Güleç’lere ait olan Dez Lojistik tarafından gerçekleştirilmişti.

İç Denetim raporu ile 6 yıldır verilen cevherin %50-55 demir oranı olması gerekirken, %41 orana sahip olduğu da ortaya çıkmıştı. KARDEMİR A.Ş.’nin düşük kaliteli cevher alımından 6 yıl içinde, 10 Milyon Dolara yakın zarar ettirildiği de raporlarla belirlenmişti.

Yıllarca cevher numuneleri nasıl oldu da olması gereken standartta gösterildi?

İşte bu sorunun cevabı uzun süredir KARDEMİR’de Kalite Metalürji ve Laboratuvarlar Müdürü Figen Dikilitaş’ın geçtiğimiz aylarda hesabının kesilmesi ile ortaya çıktı.

KARDEMİR’de iş akdi fesih edilen Dikilitaş, aynı ay içinde Kamil Güleç’e ait olan Çağ Çelik D.Ç. Fabrikasına işe başladı.

Güleç’ler 6 yıl boyunca cevher numunelerinin alım şartlarına uydurulması sayesinde mi Figen Dikilitaş’ı hemen kendi şirketlerine işbaşı yaptırdı?

KARDEMİR’deki cevher vurgunu iddiaları, Figen Dikilitaş’ın Çağ Çelik’e işe başlaması ile daha da güçlendi.

Çağ Çelik’in sahipleri olan ve aynı zamanda KARDEMİR’de uzun yıllardır Yönetim Kurulu Üyeliği yapan Kamil Güleç ve oğlu H. Çağrı Güleç, cevher skandalı altındaki iddialar karşısında hala sessizliğini koruyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
11 ADET YORUM YAPILDI
Hayati13 Mayıs 2020 / 01:10 Cevapla

Bir arkadaşımız gayet uzun ve karmaşık bir yorum yazmış. Emek harcamış. Bir şeyi çok merak ediyorum. Kardemir, emsalleri arasında piyasa değeri en düşük olan şirket. Hatta erdemir yaklasik 15 kat, isdemir yaklasik 10 kat daha büyük kardemirden. 2003 yilindan beri hükümetin de ciddi desteğini alan kardemir, diğerlerine kıyasla neden bu kadar küçük piyasa değerinde kaldı acaba? Ayrıca, son günlerdeki kardemir hisse senedi hareketleri-yanlis hatirlamiyirsam geçmiste de aynıları olmustu- kardemir firmasında kronikleşmiş bir yönetim zaafiyeti mevcuttur şeklinde yorumlanabilir mi ?
Ayrıca, geçmişte bir servis kazasında çok sayıda arkadaşımız vefat etmiş ve servis aracı kriterleri ve servis sürücüsü yaşları ile ilgili düzenlemeler yapılarak tedbir alınmıştı. Teknik kapasitesi yüksek bir firmada, basit bir servis konusunda bile, olay sonrası tedbir alınması, işletmenin teknik kapasitesinin dogal akışı mi acaba?

Türkoğlu12 Mayıs 2020 / 20:34 Cevapla

Düşünsenize bir kişinin basında boy boy resmi çıkacak, Kardemir in içinde disardakı neyma firmasına kıyak gecmekle karşı karşıya kalacak ve yargıya gidip başvurmayacak, neden acaba yargıya gidemiyor, yoksa ithamlar doğru mu?

187812 Mayıs 2020 / 13:12 Cevapla

Yorumlara dayalı varsayımlarla kişileri karalamak habercilik değildir.
İspat iddia makamına aittir. At çamuru izi kalsın.

Kemal12 Mayıs 2020 / 12:26 Cevapla

Kızmayın arkadaşlar. Ülkemizde kanunsuzlar yolsuzlar her zaman kazanıyor. Suclulara, hırsızlara, mafyaya, vergi kacakcılarına af hep var. Hani vergisini aksatmayanlara %5 ındirim yapılacaktı. Nerde? Tüyü bitmemiş yetim hakkı, devlet malı vb. Dedikce hep kaybeden oluyoruz. Ayçiçek yağı %50 zamlanmis. Niye müdahale yok. Çünkü fırsatçılar uyanıklar kanunsuzlar her zaman kazanıyor maalesef.

Hakan ULUDAĞ12 Mayıs 2020 / 12:04 Cevapla

Ergün Bey merhaba,
Aşağıda yer alan yazım biraz uzun oldu ama yayınlarsanız sevinirim.
Yaklaşık 15 yıl çalışıp ayrıldığım Kardemir AŞ’ den sonra da demir çelik sektöründe çalışmaya devam ediyorum. 20 yıldan fazla süredir Demir Çelik tesislerinin yatırımlarında çalışıyor ve bu tür tesisler için teknolojiler geliştiren, tesisler kuran firmaların bazılarıyla hazırladığımız projelerin hayata geçirilmesinde görev alıyor, diğer bazılarını da takip ederek bu sektördeki teknolojiler hakkında bilgilerimi güncel tutmaya çalışıyorum. Hem Kardemir hem de demir çelik sektörü ile ilgili bilgilerimi bir araya getirerek yazınızı değerlendirmek istedim.
Öncelikle konuyu Kardemir’ in idari işleyişi açısından değerlendirdiğimizde, Kardemir’ in, bir şahıs firması olmadığını ve binlerce insanın görev aldığı bir organizasyonda bir düzen içinde işlerin yürütülebilmesi amacıyla hazırlanmış iç yönergeler ve bu iç yönergeler sonrasında gerek iş güvenliği gerek kalite gerekse de çalışma prosedürlerini sürekli iyileştirmek amacıyla geliştirilmiş uluslararası düzeyde kabul görmüş yönetim sistemleri ile yönetildiğini unutmamamız gerekir. Hatta yıllar içinde kurulan bu düzenin Kardemir’ de düzgün yürütüldüğü de başvurusu sonrasında ulaştığı EFQM Mükemmellik Ödülü ile de tescil edilmiştir. Buna ilave olarak, Kardemir’ de formen seviyesinden genel müdürlük seviyesine kadar farlı hiyerarşi seviyeleri olduğu, bunların da görev ve yetki tarifleri olduğunu da aklımızdan çıkartmamamız gerekir. Kısacası hiçbir personel, tek başına ve tek imza ile ne bir satınalma evrağına ne de bir iç işlem aşamasına onay veremez. Kaldı ki onay verilecek işlem ya da satınalınacak malzeme de (eğer bir raf malzemesi değilse) mutlaka bir teknik şartname ile tarif edilmiş, kabul ve red kriterleri belirtilmiş olmak zorundadır. Uzun yıllardır da bu böyledir.
Teknolojik olarak konuyu değerlendirdiğimizde, yıllardır içinde bulunduğumuz bu sektör de diğer sektörlerde olduğu gibi kendi atıklarını değerlendirebilmek için arayış içindedir. Nasıl endüstriyel piliç üretimi sektörü piliçlerin ayaklarını yem haline getirmek için çaba sarf ettiyse, demir çelik sektörü de tufal ve baca tozu gibi atıklarını endüstriye geri kazandırmak için teknolojiler üretti. Marzinc tesisleri bunun için iyi bir örnektir.
Yazınıza konu olan tufal hususunu değerlendirecek olursak; öncelikle 3 milyon ton üretim yapan Kardemir’ in kendi üretim süreçlerinde oluşan tufalı nasıl değerlendirdiği, sonrasında da Kardemir’ in entegre bir tesis olması nedeniyle emsali olan Erdemir ve İsdemir Şirketlerinin bu malzemeyi nasıl değerlendirdiğini incelemek gerektiği kanaatindeyim. Konuyu çok uzatmamak için kısaca söylemek gerekir ki, bu üç tesis de, kendi üretim süreçlerinde oluşan tufalı dışarıya satmamakta ve kendi üretim süreçlerine yeniden hammadde olarak sokmaktadır. Hatta, Erdemir ve İsdemir şirketleri aynı çatı altında yönetildiği için Ark Ocaklı tesislerde oluşan tufalı satın alırken piyasada fiyat yapıcı hale gelmekte ve piyasadaki bütün tufalı (farklı endüstriyel amaçla kullanılanlar hariç) satınalarak değerlendirmektedirler. Yani demiroksit içerikli tufal, demir çelik sektörünün hem atık ürünü hem de hammaddesi statüsündedir.
Yukarıda verdiğim iki bilgi bir araya getirildiğinde, Kardemir gibi bir entegre tesiste, tufal gibi bir malzemenin değerlendirilmemesi gibi bir durum söz konusu olamayacağı gibi, bu tür bir malzeme için hem teknik hem de ticari şartnameler olmaksızın satınalma yapılması ve kullanılması mümkün gözükmemektedir. Farz edelim ki bir tedarikçi hileye başvurdu, bunun, sizin de yazınızda belirttiğiniz 6 yıllık süre içinde fark edilmemesi de mümkün değildir. Buna ek olarak; adı geçen eski kalite müdürü, bildiğim kadarıyla sadece 2 yıl müdürlük görevinde bulunmuştur. Bunu dikkate alırsak, söz konusu satınalma önceki yönetim kurulu, önceki genel müdür ve önceki kalite müdürünün görev süresi içinde uygulamaya alınmış olmaktadır. Bu yüzden bu yazınız, kasıt amacı olmaksızın, dün ne yediğini bile hatırlayamayan birtakım insanların zihninde algı yönetimi yapmaktan başka bir şey değildir. Şunu belirtmek isterim ki, yazınıza konu edilen şahıs, Kardemir’ in kalite müdürlüğüne getirilmiş mühendisler içinde teknik vasıfları yüksek, uluslararası yeterlilik sertifikaları olan iki üç kişiden bir tanesidir ve bahsettiğim sertifikaları ancak bunun için kafa yorup çalışarak alabilirsiniz, torpille değil…
Tam bu noktada bir ilave yapmak gerekirse, Güleç Ailesi’ nin, hem Kardemir yönetiminde olup hem de kendi şirketleriyle Kardemir arasında ticari faaliyet gerçekleştiriyor olmaları etik açıdan uygun olmayabilir fakat kanunen mümkündür. Kardemir yönetim kurulu (bu kurulda bağımsız üyeler olduğu unutulmamalı) ve hukuk müşavirliği de bu sözleşmenin gerçekleşmesine müsaade ettiğine göre, ortada ticari bir uygunsuzluk bulunmamaktadır. Hatta şirketin bağımsız denetim organları da bu dosyaları değerlendirmiştir diye düşünüyorum. Şartnamesi ve sözleşmesine uygun olarak iç işleyişin de gerçekleştiriliyor olması halinde bu haberiniz, sansasyonel fakat altı yeterince ve doğru şekilde doldurulmamış bir haber kimliğine bürünmektedir.
Bütün bu nedenlerden dolayı, binlerce insanın çalıştığı bir tesiste, bir kişiyi cımbızla çekerek, birilerinin ekmeğine yağ sürmek için, tek başına, bu kadar büyük bir organizasyonu parmağında çevirerek kandırdığını söylemek, hem o kişi için yargısız infaz olur hem de organizasyondaki diğer insanları aptal yerine koymak olur. Karabük gibi küçük bir şehirde bu kadar çok insanın çalıştığı ve neredeyse bir yarısının diğer yarısına akraba ya da komşu olduğu büyük bir tesiste -varsa eğer- böyle bir hilenin duyulmamasının veya ortaya çıkmamasının mümkün olmadığını herkes kabul edecektir sanırım.
Sn. Mutullah Yolbulan sağ ve Yönetim Kurulu Başkanı iken de hissedar grupları arasında zaman zaman ortaya çıkan bu tür anlaşmazlıkların veya menfaat çakışmalarının, rahmetlinin süreci iyi idare edebilme yeteneği sayesinde gün yüzüne çıkmadan halledilebildiği dönemin sonrasında oluşan yönetim zaafiyeti nedeniyle hissedarlar arasındaki çekişmenin giderek artması, bağımsız üyelerin de bu çekişmelere dahil olması sonrası oluşan bu üç ayaklı dengesiz yapı, koskoca şirketi bu kadar basit ve kolay bir şekilde oluşturulan gündemlerle sürekli insanların ağzında sakız haline getirmektedir.
Bu ifadelerimden, eğer ki bir usulsüzlük varsa bunu basitleştirmeye çalıştığım ya da Şirketin yenilmiş bir hakkı varsa bunun üstünü örtmek istediğim anlaşılmasın lütfen. Böyle bir durum varsa ki zaman zaman olduğu da ortaya çıkmıştır, bunu yapanın yanına kar kalmaması en büyük dileğim olur. Binlerce insanın nafakasına vesile olan böyle büyük bir tesisin sömürülmesi asla kabul edilebilir bir şey olamaz. Benim üzerinde durduğum nokta, eğer ki böyle bir durum varsa, bunun Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına dayanarak ortaya çıkarılması ispat edilmemiş bir iddia ile hüküm verilmemesi gerektiğidir. Hukukun üstünlüğü böyle bir şeydir. Bugün yapılan, bir takım cenahların yıllarca bu ülkede yaptığı yargısız infazlarla aynıdır. Unutmayın, artık o cenahlara terörist diye hitap ediyoruz.
Yazıda bahsi geçen iç denetim raporu, kasıt güdülerek gerçekleştirilmiş böyle bir fiili ortaya koyuyorsa eğer, neden bu konuda gerekli işlemlerin yapılmadığını sorgulamak gerekmez mi? Bir kaç yıl sonra başka bir genel müdür, başka bir denetim mekanizması oluşturup ta, bugün yapılan bu iç denetim sonrasında neden gereği yapılmadı diye bugünkü yöneticileri, aynı bugün yapıldığı gibi, gündeme getirmez mi? Bu ve benzeri hareketler sadece bir kısır döngü olup ne Kardemir’ e ne de Karabük’ e en küçük bir fayda sağlamaz. Siz bu kısır çekişmeler içinde birbirinizi yemeye devam ederken bir gün bir bakarsınız ki, hiç tanımadığınızı birisi, en ufak bir riske girip elini taşın altına koymadan elinizden oyuncağınızı alıvermiş olur. Demir çelik sektörünü ve perde arkasındaki gelişmeleri yakından takip edenler, ne gibi ihtimallerden bahsettiğimi anlayacaktır. Hemen yanı başınızdaki Filyos Vadisi’ nde neden Kardemir’ in ya da Karabük’ ten bir şirketin adının bile geçmediğini hatırlatmak isterim. Siz kısır çekişmeler içinde birbirinizle uğraşırken tabiri caizse atı alan Üsküdar’ ı geçti…
İçinde bulunduğumuz bu global salgın dönemi sonrasında dünyada birtakım değişiklikler olacağı kesin gözükmektedir. En basitinden bir cerrahi maskeyi üretebiliyor olmanın, yani neyi üretirseniz üretin ama birşeyler üretmenin ne kadar önemli olduğu bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Maske için Almanya, İtalya, İngiltere, Amerika gibi güçlü ülke devletlerinin nasıl birbirine kazık atıp birbirlerinin mallarına el koyduklarını ve kaçırdıklarını hep beraber basında okuduk. Anlayacağınız, bizim gibi ülkelerin ayakta kalabilmesi için elindeki en büyük kozu üretim kabiliyetleri olacak ve bu alanda güçlü olanlar ancak ayakta kalabilecektir. Bunun, kaliteli iş gücü olmadan gerçekleşmesi imkansızdır.
Böyle bir dönemde, Kardemir gibi hammaddeden üretim yapan tesislerin önemi artarken, öyle ya da böyle kapanma noktasına geldikten sonra tekrar küllerinden doğmuş bir şirketi yaralamak kimseye bir şey kazandırmaz. Burada şirketi yaralamak ifademi lütfen iyi benimseyin. Zira bu tür tesislerin en büyük değeri, işçisinin, memurunun ve mühendisinin bilgi birikimi ve tecrübesidir. Bu grupların iyi bir yönetim anlayışıyla yönetilmesi de büyük önem arz etmektedir. İşleyeceğiniz malzemeyi para ile bir şekilde bulabilirsiniz. Fakat tesis iyi bir şekilde çalıştırabilmenin tek yolu bu işi bilen iş gücüyle ve bu iş gücünün iyi yönetilmesiyle mümkündür. Bu da çok vakit alan bir çaba gerektirmektedir. Aksi takdirde, bugün olduğu gibi, koskoca tesis, basına malzeme olup konu hakkında bilgi sahibi olmadan hüküm verebilecek kadar cesur insanların ağzına sakız olmaktan öteye gidilemez.
İçinde olduğumuz salgın sürecinde, yeniden hatırlamaya başladığımız bir gerçek var, lütfen unutmayın ÖNCE İNSAN. Bütün hemşerilerimden ve Kardemir çalışanlarından beklentim, hem kendilerinin hem de bu tesisin yetiştirdiği diğer bütün iyi niyetli insanların, yıllarca süren bir işyeri eğitimi ile olgunlaşan bu birikimli iş gücünün, iki satır yazıyla, altı doldurulmamış bir şekilde yargısız infaz yapılmasına, hırslarına yenik düşecek kadar zayıf kişilikteki insanların arasındaki maddi çekişmeye alet edilmesine fırsat vermemeleridir. Bu tür gündemlerin, sadece güçsüz yönetimlerin zayıflıklarını örtbas etmek için kullandıkları bir malzeme olacağını da asla aklınızdan çıkarmayın. Vaktini ayırıp yazıyı okuyan herkese teşekkür eder hepinize kazasız, sağlıklı ve sevdiklerinizle birlikte mutlu geçen günler dilerim. Saygılarımla…

78çakal12 Mayıs 2020 / 11:11 Cevapla

Nedense Kardemir için emek harcayan çıkar gözetmeyen gecesini gündüzüne katıp dürüst çalışan insanları harcıyorsunuz. Yıllardır kardemir kar yapıyordu. FİGEN hanım olsun diğer yok ettiğiniz, adamlar olsun bu fabrikayı hep yükseğe çıkarmışlardır. Sırf birilerinin açığını kapamak için iftira atılıyor. Acı olan da o kadar vasıfsız insanın fabrikada gayet iyi maaşlar ile alışıp faydalarını olmaması gibi zararda vermeleri ama yıllardır emek vermiş gayet işlerinde başarılıinsanlarında bu gereksizler için harcanması

Hanefi12 Mayıs 2020 / 10:51 Cevapla

Ergün bey, gerçek kripto arıyorsan Pakistanlarda örgüt okulu açılışına katılanlara bak. Ve onların maşası olan I.T’lerin çakma raporlarla karalamaya çalıştığı bu , fabrikanın değeri olan insanlar ayrıldıktan sonraki şirketin sürüklendiği uçurumuda irdele O I.T ile halef selef olanları kurdukları saadet zincirlerini irdele. Bu adamlar fabrikayı batırınca iş işten geçmiş olacak.

Karabüklüüü12 Mayıs 2020 / 08:41 Cevapla

Yıllardır Kardemir üzerinden vurgun yapılmış. Burda kimi suçu varsa bence yargıya da hesap vermeli. Yapılan her davranış Figen Dikilitaşın suçlu olduğunu gösteriyor. Kardemir de işine son verilsin hemen Kamil Güleç in fabrikasında işe başla. Hep şüphe. Figen Hanım beni işe almazsanız tüm pislikleri açıklarım diyemi tehdit etti acaba. Ayrıca yıllardır KARDEMİR’e zarar ettirmek vicdansızlıktır. Kul hakkıdır. Sözde baksanız hepsi Karabük sevdalısı. Harman cevher yüzünden yıllardır Karabük havasıda perişan olmuş. Bu tür çürük elmalar temizlenmeli mutlaka. Yargıda mutlaka hesap vermeli. Değerli savcılarımızda bunları mutlaka değerlendiriyordur.

Turkoglu12 Mayıs 2020 / 07:23 Cevapla

Bu tip kan emicileri, ifşa etemrleri cok iyi olmus ki ,birdaha başka bir yerde de calusamasinlar, bir kişi yüzünden hiç sucu olmayanlarda Zan altında kalıyor, ne diyelim allah ıslah Etsin.

Karabüklü12 Mayıs 2020 / 01:23 Cevapla

Bu insanların gözü hic mi doymaz lan zaten paran deli gibi hala ne diye ekmegini yedigin Kardemiri dolandirirsin ne deyim ya yaziklar olsun.. Bu ulkede dolandiricilar bitse fakir adam kalmaz bunun hesabi sorulmali 10 milyon dolar faiziyle alinmali..

Kalite kontrolcu12 Mayıs 2020 / 01:14 Cevapla

Kardemir Kalite kontrol yanilmiyorsam yaklaşık 200 kisiden oluşan ve yıllardir sadece Kardemire değil farkli kuruluşlarada analiz yapan bir birimdir. yaklaşik 15 yıldır bu bölümde çalısan bir kişi olarak yaptiginiz haberin birimimizi karalamaktan başka bir değeri yok. Kardemirde her birimin hiyerarşik bir düzeni vardir Ve milyarlarca değerinde cihazlarla yapılır. Şu ana kadar ne yönetim kurulundan birilerini nede genel müdür, genel müdür yardımcıları yada kısım müdürlerinden biriyle bi icazet almadik. bu haberle hem alın terimizle 3 vardiya calisan bizleri hemde kardemire zarar veriyorsunuz. Mübarek ramazan ayında bu haberi yapmadan önce,Kardemir bünyesindeki birimler arasi sistemi keşke araştırip yazsaydiniz. yüzlerce insani zan altında tutmasayiniz. Bizler maaşli insanlariz. Ayak oyunlarini bilmeyiz. bu yaziyi tüm Kardemir calisanlari adina yaziyorum.


  • Günün haberleri WhatsApp kutunuzda!
    Aşağıdaki kutuya telefon numaranızı yazın, hemen abone olun…

  • ÖNE ÇIKAN HABERLER
    Güncel Haberler
    İLGİLİ HABERLER
    6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.