HAFTANIN ANALİZİ...

  KAMUDA DEVAMLILIK ESASTIR… 2008 Yılında dönemin AK Partili Karabük Belediye Başkanı Hüseyin Erer'in, Yeşil M

banner73
Güncel 13.08.2015, 02:09 13.08.2015, 02:09
12
HAFTANIN ANALİZİ...
banner36
 

KAMUDA DEVAMLILIK ESASTIR…

2008 Yılında dönemin AK Partili Karabük Belediye Başkanı Hüseyin Erer'in, Yeşil Mahallede yaptırdığı yeni belediye binası adeta ortada kaldı.

2009 Yılında yaşanan yerel seçimlerde ipi göğüsleyen MHP’nin adayı Rafet Vergili, seçimler sırasında söz konusu yeni binaya taşınmayacağını söylemiş ve taşınmamıştı da.

Karabük Belediyesi’ne yaklaşık 20 Milyon TL’ye mal olan binayı hastane yapacağını seçimlerde deklare eden Rafet Vergili, daha sonra Karabük Üniversitesine Tıp Fakültesi binası olarak 10 yıllığına kullanmak üzere vermişti.

Karabük Üniversitesi de geçtiğimiz günlerde bu binayı kullanmayacağını belirterek, Karabük Belediyesine geri vermişti.

Sayın Belediye Başkanı Rafet Vergili, şimdi bu binayı ne yapacak, daha doğrusu bu bina ne olacak..?

Kamunun paraları ile yapılan adı yeni artık kendisi eskiyen binayı, yine kamunun vicdanını rahatlatacak şekilde değerlendirmesi gerekir.

Sayın Vergili’nin “Ben mi yaptım, bana ne” diyerek, sorumluluktan sıyrılma gibi bir lüksü yok.

Çünkü kamuda devamlılık esastır.

Milletin parasını en iyi şekilde değerlendirdiğini her fırsat da gösteren Başkan Vergili, bu binayı çürümekten kurtarmalıdır.

KARDEMİR A.Ş, GERÇEKLERİ DAHA NE KADAR KAPATMAYA ÇALIŞABİLECEK..?

KARDEMİR A.Ş Yöneticilerinin kendi ticaretlerine KARDEMİR üzerinden rant elde etmeye çalıştıklarını, hisselerin tamamı borsada işlem gören şirketi yapılan ihalelerde ve yatırımlarda Milyonlarca Lira nasıl zarara uğrattıklarını belgeleri ile yazışmaları ile bir bir ortaya serdik.

Bunu Karabük Net Haber olarak tek başımıza başardık. Başka hiçbir basın, yayın kuruluşu ile ortak bir çalışma sergilemeden KARDEMİR A.Ş’deki Milyonlarca liralık yolsuzlukları, rantları, zararları iş sözleşmeleri ile hesap dökümleri ile e-mail yazışmaları ile kısacası tüm belgeleri ile haber yaparak, kamuoyu ile paylaştık.

KARDEMİR A.Ş Yöneticileri yaptığımız hiçbir haberi yalanlamadı, hatta yaptığımız haberler ile ilgili davacı bile olmadılar ama belgeleri şirketin bilgisayarlarına sızarak elde ettiğimizi iddia ederek, bu yönde bizlerden davacı oldular.

Daha da enteresanı eski genel müdürleri Fadıl Demirel hakkında Savcılığa bu haberlerden sonra suç duyurusunda bile bulundular.

24 Yıllık gazetecilik hayatımda önemli tespitlerimden birisi de şudur;

Cebi kabarık, ensesi kalın kişiler, hakkında yaptığımız haberlerden sonra bizi hep Adaletin eli ile Yargının tokmağı ile tehdit etmeye, susturmaya çalıştılar.

“Mahkemelerden korkar” düşüncesi ile hep dava açtılar. Bu zamana kadar hakkımızda açılan 180’e yakın basın suçu kapsamındaki davalardan, Allah’a şükür birkaç tanesinden ceza aldık.

KARDEMİR A.Ş’deki yolsuzlukları, rant elde etmeleri tüm ama tüm belgeleri ile birlikte haber yapmamıza rağmen bizi kendileri susturamadı ama Yargı eli ile susturmayı başardılar.

Ne zaman KARDEMİR A.Ş ile ilgili belgeleri ile birlikte bir yolsuzluk haberi yayınlasak, 2-3 gün sonra bu haberlerimize mahkeme kararı ile erişim engeli koydurmayı başardılar.

Elimizde KARDEMİR A.Ş’de yaşanan yolsuzluklar, haksız kazanç elde etmeler ve KARDEMİR’i zarara uğrattıklarına yönelik daha birçok belge ve yazışma olmasına rağmen, artık haber yapmıyoruz.

Biliyoruz ki yaptığımız habere bir gün, bilemediniz 3 gün sonra mahkeme kararı ile erişim engeli konuluyor.

KARDEMİR A.Ş Yöneticileri yaptığımız haberlere bir şekilde mahkeme kararı çıkartıp, erişim engeli koyduruyor ama yalan veya yanlış haber yaptığımız yönünde dava da açmıyor.

Öte yandan KARDEMİR A.Ş ile ilgili erişim engeli konulan haberlerimizde ki yolsuzluk, haksız kazanç elde etmeye yönelik belgeleri de savcılık bizden istiyor.

Bu nasıl bir adalettir ki, Karabük Adliyesinde Hâkim haberlerimize erişim engeli koyarken, savcı da haberlerimizi suç duyurusu olarak kabul ediyor.

Biz bir şey anlamadık, anlayan varsa bir de bize anlatsın.

DEDİKODU GAZETECİLİĞİ REVAÇTA…

Adam her gün çalakalem bir şeyler yazıyor.

Gün sonu bina köşelerinde dedikodu yapıyor, yarın kaleme alıyor.

Bir de asla kendi aklını, fikrini ve zikrini öne koymuyor.

Varsa yoksa ‘Bir gurup AK Partili kardeş, 3-5 MHP’li arkadaş, bir gurup şunlar, bir gurup bunlar şunu diyor, bunu diyor’ diye, yazıyor babam, yazıyor.

Yarın birisi arayıp sorduğu zaman “Vallahi benim fikrim değil, şundan duydum, bundan duydum” demek için mi?

Gazeteciyim diyen adam, adam gibi kendi fikirlerini, görüşlerini, gözlemlerini yazacak, kamuya aktaracak ve halk içinde tartışmaya açacak ki mesleğin tanımına uysun.

3 Gün önce, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Muhammet Kaya, İl Yönetimi ile arası limoniymiş. AK Parti İl Yönetiminin değişmesi yönünde Ankara’dan bir operasyon yapılabilirmiş, şeklinde yazıyor.

Tabi bunları yazarken de ‘konuya yakın kaynaklar veya çok önemli bazı kişiler böyle değerlendiriyor’ diyor.

Bina köşelerinde yapılan dedikoduları kaleme alıp, ‘o şöyle diyor, bu böyle diyor’ diye, yazarak gündem tutmaya çalışıyor.

Herkesin kendine göre bir sürü senaryoları olur, bu senaryoları, dedikoduları gazetecilik adına ‘Şu kardeş bunu diyor, bu kardeş şunu diyor’ diye, yazıya dökmek marifet mi..?

Marifetmiş demek, ne diyelim…

Ah bir de Alzaymır olmasa, dün yazdığını unutup, yarın tam tersini yazmasa, daha da iyi olacak ama ne yapalım…

İnsan doğası, yaşlandıkça hafıza da gidiyor, akıl da…

 
Yorumlar (0)
4
kapalı
banner23
banner17
banner18
banner39
banner74