Karabük'te, Tüm Emekliler Sendikası, Kemal Güneş Caddesi'nde eylem gerçekleştirdi. Çok sayıda emeklinin katıldığı eylemede sloganlarla ve pankartlar açıldı. Emeklilerin yaşam koşullarındaki zorlukları ve hükümetin ekonomi politikalarını protesto etmeye yönelik gerçekleştirilen eylemde "Emekliye Açlık, Yandaşa Saltanat: Bu Yağma Düzeni Yıkılacak!" sloganları atıldı.
Eylemde yapılan açıklamada, Türkiye’de emeklilik sisteminin, iktidarın tercihiyle onurlu bir hak olmaktan çıkarılarak, yoksulluğa mahkûmiyet haline getirildiği vurgulandı. Yapılan konuşmada, emeklilerin ve dar gelirli yurttaşların yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çekildi.
Eylemde Emekliye Açlık, Yandaşa Saltanat: Bu Yağma Düzeni Yıkılacak! diye yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;
"Yaşam Türkiye'de emeklilik, iktidarın bilinçli tercihiyle onurlu ve güvenceli bir hakkı olmaktan çıkarılmış; sefalete mahkûmiyetin adı haline getirilmiştir.
Milyonlarca emekli bugün yoksullukla, borçla ve barınma kriziyle boğuşuyorsa bunun nedeni ekonomik zorunluluklar değil; tek adam rejimi ve neoliberal yağma politikalarıdır.
Bu ülkede emeklilik artık bir huzur ve güvence dönemi değil, açlıkla ölmemek mücadelesidir.
Yıllarca çalışmış, üretmiş, bu ülkenin tüm değerlerini yaratmış emekçiler; bugün bilinçli bir sınıf politikasıyla açlığa itilmiştir.
Tek adam rejimi altında uygulanan neoliberal ekonomi programı; sosyal devleti tasfiye etmiş, kamusal kaynakları sermayeye ve ayrıcalıklı bir azınlığa aktarmış, emeklileri ise cezalandırılması gereken bir "yük" olarak görmüştür.
Bu bir yönetim hatası değil, bilinçli bir tercihtir.
Mart 2025 itibarıyla Türkiye'de emekli ve hak sahiplerinden oluşan 16,8 milyonu aşkın insanın 4,5 milyonu, 16.881 TL gibi bir sefalet aylığına mahkûm edilmiştir.
Bir o kadar dul ve yetim hak sahibi ise bu tutarın çok daha altında aylık almaktadır.
Bu rakamlar açlık sınırının altındadır, hatta yer yer yarısının bile altına düşmektedir. Bunun adı derin yoksulluktur.
Emeklilere fiilen "aç kal" denmekte, sendika hakkı gasp edilerek "sus" denmektedir.
Bu, emekçilerin yaşam onuruna yönelmiş açık bir saldırıdır.
ASGARİ ÜCRET, AÇLIK VE YOKSULLUK GERÇEĞİ
2026 yılı için açıklanan net asgari ücret 28.075 TL'dir.
İktidar bu rakamı bir "iyileştirme" olarak sunmaktadır. Oysa bu ücret, daha açıklandığı anda açlık sınırının altına düşmüştür.
Araştırmalar, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken tutarın asgari ücreti aştığını; barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim giderleriyle birlikte yoksulluk sınırının 100 bin TL bandına dayandığını ortaya koymaktadır.
Bu tablo, asgari ücretin bir geçim ücreti olmaktan çıkarılıp yoksulluğun taban ücreti haline getirildiğini göstermektedir.
Bugün Türkiye'de çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücret ve civarında gelirle yaşamaktadır.
Yani milyonlarca emekçi daha çalışırken yoksullaştırılmakta, emeklilik ise bu yoksulluğun derinleştirilmiş hâli olarak dayatılmaktadır.
Bu bir tesadüf değil; tek adam rejimiyle bütünleşmiş neoliberal bir yoksullaştırma stratejisidir.
"ENFLASYONA EZDİRMEDİK" YALANI
İktidarın "asgari ücreti enflasyona ezdirmedik" iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
2024'te resmi enflasyon %44,4 iken asgari ücret artışı %30'da kalmıştır.
2025'te beklenen yaklaşık %31'lik enflasyona karşı artış %27 olmuştur.
Asgari ücret, iki yılda yalnızca resmi enflasyon kadar artırılsaydı bile 28.075 TL değil, 32.156 TL olmalıydı.
Aradaki yaklaşık 4.100 TL, emeğin nasıl bilinçli biçimde ezdirildiğinin açık kanıtıdır.
Büyümeden pay verilmemiş, geçim koşulları tamamen yok sayılmıştır.
ENFLASYON YALANI, ZAM MASALI
TÜİK'in açıkladığı makyajlı enflasyon oranları, emeklinin ve emekçinin yaşadığı gerçek hayat pahalılığını yansıtmamaktadır.
Gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki gerçek artışlar gizlenmekte; düşük zamlar bu sahte verilerle meşrulaştırılmaktadır.
Bu açık bir emek gaspıdır.
Ocak 2026'da;
İşçi ve Bağ-Kur emeklilerine yapılması planlanan artışların %12-13,
Memur emeklilerine ise %18'ler bandında kalacağı görülmektedir.
Bu bir artış değil; yoksulluğun güncellenmesi, sefaletin kalıcılaştırılmasıdır.
BARINMA HAKKI FİİLEN ORTADAN KALDIRILIYOR
Ekonomik yıkım barınma krizini derinleştirmiştir.
Büyük şehirlerde binlerce emekli; pansiyon ve ucuz otel odalarında, sağlıksız yapılarda, hatta kamusal alanlarda yaşamaya zorlanmaktadır.
Sosyal konut üretmeyen, barınmayı piyasanın insafına bırakan neoliberal anlayış, emekliler için barınma hakkını fiilen ortadan kaldırmıştır.
EMEKLİYE SEFALET, YANDAŞ BÜROKRATA KIYAK
Tüm bu yıkım yaşanırken üst düzey bürokratlar için 30 bin TL'ye varan seyyanen zamlar gündeme getirilmiştir. Kamuoyu tepkisi üzerine şimdilik geri çekilen bu düzenleme, gerçeği değiştirmemektedir.
Emekliye gelince "bütçe disiplini", sermayeye ve bürokrasiye gelince ayrıcalık ve saltanat devreye sokulmaktadır. Bu bir çelişki değil; rejimin sınıfsal karakteridir. TALEPLERİMİZ Tüm Emeklilerin Sendikası olarak taleplerimiz nettir:
Tüm emeklilere derhal 20.000 TL seyyanen zam yapılsın.
Bu artış, kök aylık oyunlarına kurban edilmeden tüm emekli aylıklarına eşit biçimde yansıtılsın.
En düşük emekli aylığı, yeni işe başlayan memur aylığına eşitlensin
. Enflasyon kayıpları tam olarak telafi edilsin, refah payı eklensin.
Sağlıkta soyguna son verilsin: katkı payları, muayene Ücretleri ve ilaç farkları kaldırılsın.
Emekliler ve dar gelirli yurttaşlar için barınma ve kira desteği sağlansın, kamusal sosyal konutlar derhal hayata geçirilsin.
Emeklilerin ve emekçilerin örgütlenme, ifade ve demokratik hakları üzerindeki tüm baskılar sona erdirilsin.
SON SÖZ
Tek adam rejimi ve neoliberal politikalar bu ülkede çalışmayı yoksulluk, emekliliği sefalet haline getirmiştir.
Emekliler sadaka değil, gasbedilen haklarını istiyor.
Bu düzen değişecek. Bu yağma rejimi yıkılacak. ÇARE BİZİZ! ÇARE ÖRGÜTLÜ GÜCÜMÜZDÜR!"