Yıl 1999…
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Seçil Büker, dönemin Karabük Teknik Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Balcı’nın davetlisi olarak Karabük’e geliyor.
Sinema ve televizyon alanında önemli çalışmalara imza atan Seçil Büker, Prof. Dr. Mustafa Balcı ile birlikte bir röportaj için bölgemizin uydudan yayın yapan tek televizyon kanalı olan BRTV’ye gidiyor.
Seçil Hoca sohbet sırasında BRTV Haber Dairesi Müdürü merhum Mustafa Yanık ve Mehmet Çetinkaya’ya dönerek şu öneride bulunuyor:
"Tarihi ve turistik ilçeniz Safranbolu, aslında Süha Arın’ın 1976 yılında çektiği ‘Safranbolu’da Zaman’ belgeseliyle tanındı. Neden burada bir belgesel film festivali düzenlemiyorsunuz? Çok da güzel olur."
Mehmet Çetinkaya, dönemin Karabük Valisi Nafiz Kayalı’ya Seçil hocayı getiriyor.
Vali Kayalı’nın da sıcak baktığı öneri kısa sürede hayata geçiriliyor ve 1999 yılında Karabük Valiliği tarafından Altın Safran Belgesel Film Festivali ilk kez düzenleniyor.
Bir yıl sonra ise dönemin Safranbolu Belediye Başkanı Mehmet Ceylan, "Bu festivali Safranbolu Belediyesi olarak biz üstlenelim" diyerek, organizasyonun sorumluluğunu alıyor.
Bugün her ne kadar resmi kayıtlarda festivalin başlangıç yılı 2000 olarak görünse de, ilk adım 1999 yılında Karabük Valiliği tarafından atıldı.
Zaten bu nedenle bugün festivalin 27’ncisi gerçekleştiriliyor.
2004 yılında uluslararası kimlik kazanan festival, aradan geçen yıllarda ülke sınırlarını aşan önemli bir kültür organizasyonuna dönüşüyor.
Bu yıl tam 92 ülkeden 642 belgesel film yarışmaya katıldı.
Uluslararası kategoride ödül ise Japon yönetmen Kazuya Isobe’nin "Teteu" adlı belgeseline verildi.
Festivalin en dikkat çekici yönlerinden biri de siyasi değişimlerden bağımsız olarak devam edebilmesi oldu.
Refah Partili Belediye Başkanı Mehmet Ceylan döneminde başlayan organizasyon, AK Partili belediye başkanları Nihat Cebeci ve Necdet Aksoy dönemlerinde sürdürüldü.
Son sekiz yıldır ise CHP'li Belediye Başkanı Elif Köse yönetiminde gerçekleştiriliyor.
Yalnızca küresel pandemi sürecinde zorunlu olarak birkaç yıl ara verildi.
Şimdi gelelim asıl meseleye…
Bugün artık yalnızca Safranbolu’nun ya da Karabük’ün değil, uluslararası belgesel sinema dünyasının dikkatle takip ettiği bir festivalden söz ediyoruz.
Jüri üyelerinin üçü farklı ülkelerden geliyor, dünyanın dört bir yanından yüzlerce yapımcı ve yönetmen eserlerini bu festivale gönderiyor.
Böylesine önemli bir organizasyonun en anlamlı anları ise açılış meşalesinin yakıldığı ilk gece ile ödüllerin sahiplerini bulduğu gala gecesidir.
Ancak bu yıl talihsiz bir zamanlama yaşandı.
Festivalin gala gecesi geçtiğimiz cumartesi günü saat 20.00’de düzenlenirken, aynı saatlerde KARDEMİR A.Ş. tarafından Karabük Belediyesine tahsis edilen ve restorasyonu tamamlanan Yenişehir Yazlık Sineması'nın açılışı gerçekleştirildi.
Oysa küçük bir saat değişikliğiyle iki önemli organizasyonun birbirinin önüne geçmesi engellenebilirdi.
Bu nedenle Safranbolu’daki gala gecesinde bulunması beklenen Karabük Valisi Oktay Çağatay ile milletvekilleri Cem Şahin ve Ali Keskinkılıç, Yazlık Sinema açılışına katılmayı tercih etmek durumunda kaldılar.
CHP’li Karabük Milletvekili Cevdet Akay’ın da neden katılmadığından zaten hiç bahsetmek istemiyorum.
Bu durum, Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali açısından eksiklik oluşturdu.
Çünkü bu festival yalnızca bir belediye etkinliği değildir.
27 yıl önce Karabük Valiliği tarafından başlatılan, daha sonra Safranbolu Belediyesi tarafından sahiplenilen ve yıllardır sürdürülen bu organizasyon, artık bir kurumun ya da bir siyasi anlayışın değil, Safranbolu’nun, Karabük’ün ve hatta ülkemizin ortak kültürel mirasıdır.
Elif Köse bu festivali başlatmadı.
Elif Köse bu festivali bitirmeyecek de...
Dün Mehmet Ceylan vardı, ardından Nihat Cebeci ve Necdet Aksoy geldi, bugün Elif Köse görev yapıyor.
Yarın ise başka isimler olacak.
Ancak Altın Safran Belgesel Film Festivali yaşamaya devam edecek.
Bu nedenle kişileri değil, kurumsal hafızayı ve ortak değerleri ön plana çıkarmalıyız.
Dünyaya açılan bu önemli kültür kapısına hep birlikte sahip çıkmalı, siyasi ayrımlardan uzak, Karabük ve Safranbolu adına ortak bir değer olarak görmeliyiz.
Çünkü Altın Safran, hiç kimsenin kişisel değeri değil.
Bu kentin ortak emeği ve ortak gururudur.